Nazlı Akbaş

Yıl 2020. Yaşım 32. Etrafımdaki en yaşlı insanın dahi daha önce deneyimlemediği bir şey yaşıyoruz:

Pandemi

Yaşadığımız her deneyimin elimize paket halinde indirildiğine inanırım hep. İçinde bir miktar acı, sabır, dua ve idrak barındıran…
Bu defa paket şahsî değil. Dünyamızın tamamına eş zamanlı gönderildi. Fakat elbette herkes kendi payına düşen kadar alabilecek. Kimisi sadece vesileyi görüp her akşam sadece o vesileyi alkışlayacak. Kimisi onun ardına da bakacak, hem emek verene teşekkür edecek, hem ardına şükredecek; aldığı her rahat nefes için.

Aczimizi fark edecek kimisi, hem de son derecede. O çok güvendiğimiz, yücelttiğimiz, bel bağladığımız bilim; yalnızca tespit edip rakam verebilen bir seviyede kaldı zira. Ne kendimizi ne sevdiklerimizi koruyabilecek kudretimiz yok.

Zerre kadar yok hem de.

Bedenimizde ne olup bittiğinden bîhaberiz. Önlemimiz sınırlı, çaremiz bulunmadı henüz.

Makamlarımızın, hırslarımızın, gelecek planlarımızın anlamını yitirdiğini görecek kimisi de. Onları kendimize yoldaş edinmiş idik.

Vefaları yokmuş, torpilleri de.

İşte kayboluverdiler ortalıktan.

Koşuşturmaca bitti, yetişecek bir işimiz kalmadı.

Zaman durdu adeta.

Yüklerimizden kurtulduk.

Düşünmek için, ‘dıştan içe seferim var’ demek için, ruhumuzu ehlileştirmek için gerekli bir çok ekipmana sahibiz artık. Dert gibi, zaman gibi, çaresizlik gibi..

Medet umacak tek bir kapımız var, mutlak kudret sahibi Allah. Bütün yollar O’na çıkıyor, bütün yollar O’ndan ibaret. Bütün yolcular O’na emanet. Allah hepimizi bu günlerden hayırla çıkarsın. Amin.