Veznecilerdeki metro istasyonuna götüren asansör küçük bir meydandadır. İçine girdiğinizde etrafınızı görebilirsiniz.
Ben de metroya gitmek üzere asansöre bindim ve yüzümü kapıya döndüm. Dışarıda yürüyen, oturan, konuşan insanları, gelip giden arabaları, dükkanının önünde durmuş sağa sola bakan esnafı, güneşlenen köpekleri, oynaşan kedileri, neşeli öğrencileri görüyordum.
Sonra asansör hareket etti ve beni yerin altına doğru çekmeye başladı. Manzaram yavaşça kayıyordu. Daha doğrusu ben aşağıya kayıyordum. Saniyeler içinde âdeta âlem değiştirmiştim. Hayat yukarıda devam ederken ben oradan uzaklaşmış, adeta koparılmıştım. Artık gördüğüm asansörün duvarından ibaret idi. O da sürekli kayıyor, daha aşağıya, daha aşağıya inmekte olduğumu ihsas ediyordu.
Ölüm gibi…Kabre gider gibi…
Yukarıda hayat devam etmektedir. İnsanlar hâlâ konuşup gülmekte, ağlayıp söyleşmekte ama artık siz hiçbirini duyamamaktasınızdır. Arabalar bu kez üzerinizden geçmektedirler ama onların da farkında değilsinizdir. Sizin aleminiz başkalaşmıştır. Bir hayat formundan başka bir hayat formuna geçiş yapmışsınızdır.
Asansör durunca içinden çıktım. İndiğim yerde de hayat ve hayat sahipleri vardı. Burada da bir başka koşuşturma.
Ahiret gibi…
Farklı menziller, farklı mekanlar ama yine hayata mazhar.
Bir kere var olduk. Artık bize âlemde yokluk yok! Yer değiştirmek var, hâl değiştirmek var.
Dünya ve âhiret hayâlime iki ayrı daire olarak göründü. Devlet dairesi gibi. Devlet memurunu bazen bir daireden bir daireye tayin eder. Memur için vazife vazifedir. Nereye gitse, ne hâlde olsa her durumda devlet güvencesi altındadır.
Ezel ebed Sultanı da kullarını saltanatının değişik dairelerinde çalıştırıp seyr-ü sefer ettiriyor. Memeleket aynı memeleket, Sultan aynı Sultan.
Ben de bir yolcuyum âlemden âleme, bir salondan diğerine.
Lekesiz bir ayna olmaktır muradım, Esmasına.
“Hoştur bana senden gelen” demek istiyorum. Sonra havl ve kuvvetimden vazgeçmek…
Yerin üstü de güzel, altı da. Dünya da hoş ahiret de. Yeter ki Sultanım elimi bırakmasın.
Bir de bırakmasın beni bana…








