EMİNE EREN

Bu satırları gece yarısı ardına kadar açık pencerelerden ihlamurlarin güzel kokularını içime çeke çeke yazıyorum.

Ve bana verilen kabiliyetlerle düşünüyorum, duygulanıyorum ve diyorum, hikmeti nedir acaba? Gündüzü midesi istirahat eden kullarına serin yaz akşamında sunulan bu güzel ikram-ı İlâhî sadece “Güzel, çok güzel” demek için mi, yoksa mest olmuş insanı elinden tutup Rabbinin huzuruna çıkarmak için mi?

Elbette ki bu ikincisi olmalı sebep. Çünkü ardı ardına geliyor bu davetkâr kokular. Şimdi ıhlamurlarda sıra; ondan önce yaseminler kokularıyla aklınızı başınızdan alır, gözünüze ayrı bir şölen sunar sarılđığı her yeri gelin gibi süslerken. Ondan önce de iğdeler ne muhteşem davetcilerdir, önce burnunuza sonra damağınıza hitap eden. Ondan önce de akasyalar, adına şiirler yazılıp şarkılar bestelenen, başımızı gökyüzüne kaldırmak için göklere uzanan akasyalar…

Ne de çok mahzun ettik sizleri muhteşem kokularınızı içimize çekip de sizi vazifelendireni hatirlamadığımız için.

Fakat bu sefer daha bir coşkulu kokuyor ihlamurlar, daha bir saçıyor etrafa esanslarını Ramazanla buluşunca.

Midesi tatil edip sair lâtifeleri bayram eden gönüllere sanki mesajını ulaştırmış gibi mutlu ve coşkulular.

Siz de şahit olun dostlar, aldım demek istiyorum güzel mesajı. Zarif davetiniz için teşekkür ederim; beni Rabbimin huzuruna ulaştıran, toprağın altını sevdiren, kabrin yalnızlığında ümitlendiren, sıratta titreyen dizlerime derman olan Rabbime kavuşturduğunuz için.

İnşaallah o daimî olmasını temenni ettiğim huzurda ağlayan midem, damağıma yapışan dilimle Onu zikredeceğim, tehditkâr akrebe rağmen bol bol infak edecegim; ta ķi kim için yapıyorsam Ona kavuşayım.