ŞEYMA GÜR

Sabah namazına “miyaaavvv” diye çalan canlı alarmın sesi ile uyanmışsınızdır. Rabbinize, vücud bulmuş, insan olmuş, iman etmiş, yeni güne uyanabilmiş olmanın  hamdini Resulullah’tan (s.a.v.) öğrendiğiniz şekilde takdim etmişsinizdir.

Gün başlıyordur, bir kez daha.

Perdeler açılır.

Güneş ile odanızın köşesindeki çiçeklerin buluşma vakti gelmiştir.

Şölen başlıyordur.

Aman Ya Rabbi!..

O ne muhteşem bir buluşma!..

Herhalde güneşin şuuru olsa “En çok, çiçeklerin renk renk ipeksi yaprakları üzerinde tecelli etmeyi seviyorum” derdi.

O ışıktan dokunuşla çiçeklerin yüzlerindeki tebessüm, seyircilerin tebessümüne, şükrüne, hayranlığına karışır.

Göz aradığını bulmuştur.

Bir tek bu anı görmek için yaratılmış olsa değer..

Dudaklarlardan dökülür kelimat-ı tayyibe, yoksa gönül nasıl teskin olacak?

Elhamdülillâh, Sübhanallah, ya Cemil, ya Allah, ya Müzeyyin, ya Allah, ya Mülevvin, ya Allah!

Sadece çiçeklere bakarak Allah’ın bizi, masnuunu, güzelliği çoğaltmayı, ikram ve ihsan etmeyi ne kadar sevdiğini görebilirdik.

Çiçek yetiştirin de görün.