Funda Demirer

“Bir kuşağın diktiği ağacın gölgesinde öteki kuşaklar serinler.” Çin Atasözü

İki gün önce okuduğum bu sözle o esnada hastanede olan Fırıncı Abiyi hatırlamıştım. Ne çok serinledik gölgesinde!

Sabahtan bu yana aklımda, kalbimde, gözyaşlarımda onca hatıra, ses, söz, gülüşler var. Yurt içi, yurt dışı seyahatlerinden gece geç saatlerde dönmüş olsa dahi Pazartesi sabahı dersimize gelmeye gayret ederdi. Hani çok güleçti diyoruz ya ; o sırada iman hakikatlerinden bir soru sorulsun hemen yüz hatları değişir, elleri dizlerinde gayet ciddi bir ifadeyle cevap vermeye başlardı. Âlimdi, hadis-i şerifin sırrıyla vefatı âlemlerimizi etkiledi.

Bir kardeşimizin dediği gibi “gençliğimiz kar/kış, yaz/sıcak demeden derslerine koşuşturmakla geçti.” Şimdi layık mıyım, hakkını verdim mi sorusunun cevabını vermeye yüzüm yok. Yıllar önce başlayıp tamamlayamadığım bir çalışmanın onlarca “Fırıncı Abi’ye sorulacak” notları kaldı geriye.

Yetiştiği fidanlığın ne çok meyvesini uzattı her yaşa, her kesime, herkese.
Beklentisiz hayatı anlattı bize. Gece gündüz hizmetten hizmete koşmanın yaşla başla alakalı olmadığını gösterdi.
Metrolar ilk hizmete başladığında turnikelerde herkese yol verdiğini şahit olanlardan öğrendik. Otobüste kendisine yer verenlerin geçmişine Yasinler okuduğunu duyduk. çağırılan her yere yetişmeye çalıştığını gördük. Hiç kimseyi geçiştirmezdi. Ne kadar acelesi olursa olsun muhatabı konuşmasını bitirmeden bırakıp gitmezdi. Nerde olursa olsun bizleri selamlamadan, halimizi hatırımızı sormadan geçmezdi. Biz kulluğuna, hizmetine, ilmine, güzel ahlakına, adabına, muhabbetine, iyiliğine çok şahit olduk. Razıydık, Rabbimde razı olsun.

Hepimizde anlatmaya yetmeyecek hatırı, hatıraları, ödenemeyecek çok hakkı var. Çocuk nasip olmamış belki ama hangi nur talebesinin babası, dedesi, abisi olmadı ki? Kendisine “sana bin annen kadar şefkat duyuyorum” diyen üstadının izinde bize annelerce şefkat gösterdi. Bütün evlatlarının başı sağ olsun.
Zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana, zahmetten rahmete, fırtınalı emvaclardan sahil-i selamete, baharlara giden Ağabeyimizin ardından biz yine hazanda kaldık.