Nurbanu Bakraç (Yaş: 12)

“Her yeni eskiyecek ve herşey yok olup gidecektir.
Ben de öleceğim, fakat buna gam yemem;
Çünkü tertemiz bir çocuk doğurdum,
Dünyaya bir büyük hayırlı varlık bırakıyorum.”
Bu, son sözleriydi Âmine annenin.
Öksüz olan ve ileride yetim kalacak çocuğuna
bakarak söylüyordu bu son sözlerini.
Kim bilir neler görüyordu;
Gözleri ışıl ışıl parlayan evladının gözlerinde.
Belki, insanları İslam’a davet edişini görüyordu;
Belki de evladının torunlarıyla oynarkenki mutluluğunu…

O gül kokulu minik vücudu son kez bağrına bastı,
Üzgündü biraz belki ama,
Mutluydu yine de:
Çünkü son peygamberi taşımıştı dokuz ay karnında;
Biliyordu belki bunu da; bilince daha fazla sevinirdi yaşlı anne yüreği…

Büyük bir mutluluk ve rahatlıkla verdi ruhunu Allah’a.
Nasıl olsa bitecekti bu ayrılık.
İlerki zamanlarda;
O minik gül kokulu evladı büyüyecek, yaşlanıp hastalandığında o da yüzünü Allah’a çevirerek;
Refik-i Alâ’ya: Yüce Dosta, diyerek,
Kavuşacaktı en sevgili Dostuna.
Ve Ebva köyünde ruhunu teslim eden annesine,
Ve hiç görmediği ama çok sevdiği babasına…

Mutlu bir aile olacaklardı orada;
Yeniden koşup oynayacaktı, gül kokulu bahçelerinde.
Belki yeniden çocuk olup annesinin koynuna sığınacaktı:
“Muhammedürrasulullah” dedirten, o gül kokulu has Cennet bahçelerinde…