ŞEYMA GÜR
Sordum sümbüle: Halin nicedir?
Dedi: Kuvveden fiile geçmede birinciyim, saymazsak kardeleni, o zaten ayrı bir kategori. Papatya lâle benden geri.
Dedim: Bu lâtif kokuyu nereden buldun?
Dedi: Âlem-i rayihadan.
Dedim: Pek güzelsin.
Dedi: Güzelliğim gölgesidir Cemil-i Zülcelâl’in esmâsından bir ufacık tecellînin.
Dedim: Müşevvikin nedir?
Dedi: Faaliyetteki şedit ve mütenevvi lezzet.
Dedim: Maksadın nedir?
Dedi: Zindandan bostana çıkmak, daneden sümbüle geçmek.
Dedim: Daha?
Dedi: Yeryüzünde nev’imin bayrağını dikmek.
Dedim: Nihayet?
Dedi: Feyyaz-ı Mutlak’tan bir suret, esmâsına bir mazhariyet-i münkeşife.
Dedim: Pek çabuk solup gideceksin.
Dedi: Hafîz-i Zülcelâl, suretimi elvah-ı mahfuza hükmünde olan hâfızalarda ve bir türlü misalî aynalarda hıfzeder. Tarihçe-i hayatımı çekirdeğimde nakşedip yazar, gelecek baharda neşreder, bu da bana yeter.
Dedim: Duân kabul olmuş. Sümbüllen gönlünce, ister mor ister pembe.








Sevgili kardeşim çok güzel bir yazı olmuş. Herseye güzel bakan ve Yaratıcısını daima bulan gönülden akan satırlar. Devamını okumak dileğiyle…..