Zekiye Avan

Eski, metruk, dokunsan yıkılıverecek, hiç de cazip olmayan bir binanın fotoğrafına bakıp ne görürsünüz?

Terasında kız kulesine nâzır manzarasıyla ve işe yaramaz boş bir küvet içinde çocuk hayalleriyle kimi zaman gemi, kimi zaman barınak, kimi zaman kaydırak oynadığımız, çatıların üzerinde çocuk korkusuzluğuyla cirit attığımız, büyüdüğümde demir kıvrımlı balkonun hiç de hatırladığım kadar büyük olmayışına şaşırdığım o ev…

Halbuki o balkonda ne salıncaklar kurmuştuk! Canım anneciğimin hazırladığı ne ikindi çayları içilmişti! Düşüp sakatlanmış leyleği iyileşene kadar misafir ettiğimiz kocaman bir balkon idi ben küçükken.

Arka bahçede oynayan çocukların “Şekerci teyze, şeker atar mısın?” seslenişlerine, kendini göstermeden bir poşet dolusu naneli şekeri aşağıya atarak cevap veren meçhul bir teyzemiz vardı.

Rüyamda Kumbaracı Yokuşu, Uğur Apartmanındaki o eve tekrar taşındığımızı görüp heyecanlı ve mutlu uyanışım, gün boyu çocukluğumdaki maceraları hatırlayıp sevinç ve hüznü bir arada tatmam sonra…

Aşağıda yokuşun bitişine doğru sağa kıvrılarak çıktığımız kule dibinde o devâsa kuleye minik bir çocuğun aşağıdan yukarıya hayretle, ürpererek bakışını hatırlatan, dile gelen bir fotoğraf bu.

Sanki hiç yaşanmamış gibi…

Geriye dönsen dönemezsin ama çok arzu edersin.
Çünkü o demler ailen eksiksiz, tastamam, bir arada. Büyüdükçe fânilik her yerde ve sevdiklerine damgasını acıtarak vuruyor.
Çok şükür ki gönül dolusu, âhirete iman nimetinden dolayı Allah’a hamd ediyorum..

“Meselâ ehl-i Cennet, elbette arzu ederler ki, dünya maceralarını tahattur etsinler ve birbirine nakletsinler; belki o maceraların levhalarını ve misallerini görmeyi çok merak ederler.
Elbette sinema perdelerinde görmek gibi; o levhaları, o vak’aları müşahede etseler çok mütelezziz olurlar.
Madem öyledir, herhalde dâr-ı lezzet ve menzil-i saadet olan dâr-ı Cennet’te, ﻋَﻠٰﻰ ﺳُﺮُﺭٍ ﻣُﺘَﻘَﺎﺑِﻠِﻴﻦَ işaretiyle; sermedî manzaralarda, dünyevî maceraların muhaveresi ve dünyevî hâdisatın manzaraları Cennet’te bulunacaktır.” (Mektubat)

Bu müjde bana çocukluğumu, gençliğimi, sevdiklerimi, fâni olan her şeyimi veriyor..
Elhamdülillah……

“Kin namına ne varsa gönüllerinden çıkarmışızdır; karşılıklı tahtlarda, sevinç içinde, kardeş kardeş otururlar.” (Hicr, 15: 40)