EMİNE EREN

Bediüzzaman, semâvat ehlini seyre celb eden iki manzara resmeder: biri gözlere bayram, diğeri gönüllere inşirah.

Semavat ehli içinse her ikisi de seyre doyumsuz lezzet …

Tam da o günleri yaşıyorken var mısınız semâvat ehli ile yakınlaşmaya?

O sır işte bu satırlarda gizli:

Semâvat zemine gıpta eder ki, zeminde hâlisen lillâh sohbet için bir-iki adam, bir-iki nefes yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sani-i Zülcelâlinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü eser-i sanatını birbirine göstererek Sânilerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler. (Barla Lâhikası, s. 260.)

Hususan bahar ve yaz zamanında masnuat-ı sağirenin taifelerine öyle şaşaalı ve birbiri arkasında bayramlardır ki, tabakat-ı âliyede olan ruhaniyatı ve melâikeleri ve sekene-i semavatı seyre celb edecek bir cazibedarlık görünüyor ve ehl-i tefekkür için öyle şirin bir mütalâagâh oluyor ki, akıl tarifinden aciz… (Sözler, 202.)