EMİNE EREN

Oturduğum semtin cami bahçesinde Kur’ân eğitimi alan kızımı beklerken bir cenaze getirildi.

Ve biri sordu:

Genç miydi?

“Evet” dedi yakını, “yetmiş altı” yaşındaydı.

Demek insan yüz yıl da yaşasa ebediyet arayan bir kalp taşıdığı müddetçe doymayacak bu âleme.

Oradan biri “Herşey bitti” dedi.

Bitti mi gerçekten herşey?

Rabb-i Rahîmine kavuşmuş bir ruh için herşey bitti nasıl denilebilir ki?

Kulun yapacakları bitti, doğrudur.

Daha namaz kılamaz. Bir daha bir yetimin elinden tutamaz. Bir fakire derman olamaz. Sıla-i rahim yapamaz. Hiçbir hayrı artık eliyle işleyemez.

Ama herşey bitmedi.

Hayırlı bir evlat yetiştirdiyse…

Herkesin istifadesine sunulan bir hayır yaptıysa…

Herşey bitmiyor, hayrından kıyamete kadar istifade devam edecek.

Güzel bir davranış kazandırdı ise bir kimseye, imanına vesile oldu ise meselâ…

Es-sebebu ke’l-fâil sırrınca, o kimse o güzelliği işledikçe, imanlı olarak nefes alıp verdikçe bizim yolcunun amel defteri hissedâr olacak.

O zaman kolay kolay “Herşey bitti” diyemeyiz. Lâkin şunu diyebiliriz: Günahlar cihetinde şu çileli dünya hayatı bitti.

Sonu Cennete varan; rahata, feraha ve Rabb-i Rahîme yolculuk devam ediyor…