ESRA KAĞIT

O geliyor hazır mıyız?

On bir ay önce vedalaşmıştık onunla.

Veda cümlelerimize vefâlı bir dosttan ayrılmanın hüznüyle  “Tekrar kavuştur ya Rabbî” diye dualar eklemiştik.

Pek farkında değildik belki, ama her eksilen günle birbirimize biraz daha yakınlaşıyorduk.

Gelişini ilkin Üç Ayların birincisi ile hissettirdi.

Recep ayı bir yandan yüreklerimizi rahmet iklimiyle sararken bir yandan da onu müjdeliyor, âdeta “Hazırlanın o geliyor” diyordu.

Bizler de o muştu ile coştuk ve dualarımızı çoğalttık: “Ya Rabbî Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” diye ümmetçe niyaz ettik.

Regâib ile onu (s.a.v.) hatırladık, arzdan semâya, rahmet vesilesi salât ü selâmlar gönderdik.

Mirâc ile o en kutlu buluşmayı yâd eyledik. O gece bir başka şenlendi seccadelerimiz. Bir ömür miracın meyvelerinden nasiplenmekti niyazımız…

Ve Şaban ayının hilâli, fîrakın artık sona yaklaştığını ilân ediyorken dolunayı ise affa, Cehennemden  kurtuluşa davet ediyordu. Beraatınızı alın, günahlardan arının vuslata öyle varın diyordu. Affa, rızâya vâsıl olmak için dua dua yakardık…

Ve artık vakit geldi!

Recep ve Şaban ayının müjdelediği, on bir ayın sultanı rahmet, mağfiret ayı Ramazan geliyor. Açlıkla terbiye olacak söz dinlemez nefislerimiz. İftar vakitlerinde Sultan-ı Ezelînin “Buyurunuz” emrini bekleyen ordunun bir neferi olmakla şerefleneceğiz.

Teravih namazları ile saflarımız sıklaşacak, ümmetçe omuz omuza vereceğiz camiilerimizde.

Sahur yemekleriyle bereketlenecek, Ramazan mânîleri ile şenlenecek gecelerimiz.

Gecesinde, gündüzünde okunan mukabelelerle gökkubbede ezelî hitap daha gür sadâ ile yankılanacak.

Kainatı sonsuz bir merhamet kuşatacak, Rahmân’ın rahmeti dolup dolup taşacak.

Müjdeler olsun, Ramazan geliyor!