NURBANU BAKRAÇ

O gün sınıfımıza müdire hanımla birlikte   giden kız öğrenciler geldi. İmam hatip okuluna gitmekten korkuyorlarmış. Başlarını örtmeye zorlanacaklarını  düşünüyorlarmış. Bu arada pek çok insanda imam hatibe giden öğrencilerin bir sıfır geriden gideceğini sanıyor.

Düşünüyorum, ama öyle değil. Asıl imam hatibe gidenler üç sıfır önden gidiyorlar. Çünkü dünyada geçerli bir dil olan Arapçayı ve, daha da güzeli, Kur’an-ı Kerim okumayı öğreniyorlar. Aynı zamanda bütün okullarda işlenen bütün dersleri eksiksiz görüyorlar. Başörtüsüne gelince, hiç kimse baş örtmek için baskı yapmıyor. Biliyorum, çünkü ben bir imam hatipliyim. Örtülüyüm, çünkü insan sevdiğinin isteklerini severek yapar. Ben de Allah’ı çok sevdiğim için Onun benden isteğini severek yapıyorum.

Bakın size kendi okulumu anlatayım:

Benim okulumun adı Hızır Reis Kız İmam Hatip Ortaokulu ve aynı zamanda Hızır Reis Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi. (Okulumun adını da çok seviyorum!)

Sabah saat yediden itibaren Kur’an-ı Kerim’i güzel, düzgün ve seri bir şekilde okumak için çalışma derslerimiz oluyor. Bu çalışmalara katılmak isteyen öğrenciler katılıyor, katılmak istemeyen öğrenciler ise katılmıyor. Ben bu çalışmalara katılıyorum. Çok verimli dersler oluyor. Talimler yapıyor, tecvid işliyor ve Kur’an-ı Kerim’den sureler ezberliyoruz. 75 dakika süren çalışmalardan sonra okulun yemekhanesinde kahvaltı yapıyoruz. Ardından okulun hoparlöründen Asr sûresi okunuyor ve zilin çalmasıyla birlikte ana derslermizi görmeye başlıyoruz. Bütün derslerimiz çok güzel ve verimli geçiyor. Bütün öğretmenlerimiz çok güzel ders anlatıyor. Bir dersteki 40 dakikalık süreye birçok şey sığdırıp birçok bilgi öğretiyorlar. Bütün dersler çok eğlenceli geçiyor.

Matematik dersi tamamen bir bulmaca. Öğretmenimiz bir saniyeyi bile boş geçirmiyor. Belli aralıklarla yaptığı ara sınavlarla konuları daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Türkçe dersimiz her zaman çok eğlenceli geçiyor. Öğretmenimiz bazen bizi kütüphaneye götürüyor, hep beraber kitap okuyoruz. Öğretmenimiz kitap okumaya ve güzel yazıya çok önem veriyor.

Sosyal Bilgiler dersi çoğunlukla tarihi barındırıyor. Öğretmenimiz çok güzel araştırma ödevleri veriyor. Konuları iyice anlamamız için bilgi yarışması yapıyor. Bu araştırmalar yeni ve ilginç bilgiler öğrenmeimizi sağlıyor.

Fen Bilimleri dersi en çok sevdiğim ders. Öğretmenimi de çok seviyordum, ancak tayini çıktı. Birlikte pek çok deney ve araştırma yaptık. Yeni gelen öğretmenim de iyi bir öğretmen. Deneyler yapıyoruz. Proje ödevleri veriyor. Hattâ bana periskop yapma projesi verdi. Projemi araştırdım ve çok sevdim.

Öğle arasında yemekhanede öğle yemeği yiyoruz. Yemek yedikten sonra okulun mescidine çıkıp oyunlar oynuyoruz. Mescidimiz çok büyük ve çok güzel. Öğle ezanı okunduğunda namaz kılmak isteyenler cemaatle birlikte namaz kılıyor. Cemaatle kıldığım namazdan çok zevk alıyorum.

Bazen okulda hasta olan arkadaşlarımız veya hasta olan yakınları için okulun hoparlörleriden Yasin Suresi okunuyor.  Son zamanlarda ise Mehmetçiklerimiz için Fetih sûresi okunuyor. Biz de bütün sınıflar hep birlikte dinliyor ve takib ediyoruz.

Okul çıkışı bazı günler okçuluk, hat, kaligrafi ve tekvando kursları oluyor. Tabii ki gitmek isteyenler gidiyor. Ben sadece okçuluk kursuna gidiyorum. Okçuluk dersleride çok ama çok eğlenceli geçiyor. İnsan kendini çok cesur ve güçlü hissediyor.

Okulumuzun bahçesinde tel örgülerle çevrili küçük bir kulübe var. Bu kulübenin içinde büyük bir tavşan ailesi ve güvercinler yaşıyor. Teneffüslerde tavşanları beslemek için elimizde havuçlar ve yeşilliklerle yaptığımız yarışı görmeniz lâzım. Bir de yaramaz tavşanlar kendilerine bir tünel yapmışlar, kulübeden kaçıyorlar. Onları yakalamak için peşlerinden koşuşturmamız ise ayrı bir eğlence.

İşte benim okulum böyle çok ama çok güzel bir okul. Okulumu çok seviyorum. Eminim arkadaşlarım da çok seviyor. Ve imam hatipli olduğum için de çok mutluyum.

Bu arada, birisi size “Benim kızım imam hatibe gidiyor” deyince kızı imam olacak sanmayın sakın!