HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU
Bu bayramda, akla gelen en eski bayram günlerini ziyaret ettim hayalimde. Renkli elbiselere seçilen uygun kurdelalar, arefe gününden tatlı için ceviz kırmalar, bayram tebriğine gelecek çocuklar için bakkalda para bozdurmalar, parlak ayakkabılar, altı temiz ayakkabılarla evde tur atmalar, evin içinden ayakkabı ile dışarı çıkıp bir tuhaf olmalar, ilk harçlıkla gazoz almalar, gidilen babaanne evinde bir odayı akraba çocuklarıyla balonlarla doldurmalar…
Sonra bir adım daha geldim eskiden bugünlere; anne eliyle dikilmiş mavi elbise ile anne baba eli öpmeler, dantelli çorapla uyumlaştırılmış mavi elbise içinde bayramda âdeta uçarak bayram etmeler…
Biraz daha yaklaştım sonra: Kıyafetin için en uygun eşarbı seçmeler, bayramın bir günü olamasa da belli bir vakti için yaşıtlarınla program yapmalar, anılarına anılar eklemeler…
Biraz daha yaklaştım ardından: Bayram öncesi evi daha bir temiz hale getirmeler, çiçeklemeler, süslemeler…
Daha bir yakınlaştım: Çocukların için yaklaşırken bayram, giysiler seçmeler, el öptürmeler, gezdirmeler…
Sonra daha da yaklaştım bu zamana. İçimdeki hüznü bayram olması hasebiyle daha bir acı tattım. Hayıflandım sonra “Bu bayram da evdeyiz, sıkıldım evde durmaktan, bir değişiklik yapsak” diye düşündüğüm günlere… Evde, yanında sağlıklı sevdiklerinin olmasının bile tek başına bayram sebebi olmasını anladığım yoğun bakım önünde geçirilen bayramlarda anlamı boyut değiştirdi mutluluk duygumun.
Bayramın sadece mutlulukla geçirildiğini sandığın, aslında bayramda kimlerin neler yaşadığını bir gün sen de yaşayarak anladığın, o gün bayram diye hasta yakınlarından iki kişinin yanına girmesine izin verileceğine mutlu olmak…
Yanına girince en ufak bir kıpırtısından “Beni duydu, bayramlaştığıma mutlu oldu” diye temenni karışımı duygularla yanından ayrılmak zorunda kalmak…
Değişir bazen mutluluk sebebi, mutluluğun anlamı… Evde oturarak geçirilen bayramların sıkılma sebebine anlam veremez insan. Ve öyle bir arar ki, evde tüm sevdiklerinle sadece otursam bile bu bayram, bu gerçek bir hediye diye.
Sonra biraz daha gelmek istedim bugüne, durdum kaldım. Gidemedim daha.
Artık bayramlar çoğu gitmiş azı kalmış gerçeğiyle şekil değiştirdi. Mutluluk arama, onu yaşama yine var bünyede. En renklisinden, en sevdiğinden çiçek dolu ellerle en sevdigi koku olan toprak kokusunu daha bir hissedercesine süslemek oradan başlıyor abla eliyle. Şimdi renkli, güllü, papatyalı, begonyalı ve ne hikmetli ki tam da bu esnada kelebekli kabirde bayramlaşma vakti. Dualarla ve duanın verdiği huzur ile mutlu olma, geleceği düşünüp toprağı sularken içinin de su serpilmişcesine ferahlaması. Bu bayram da böyle mutlu olunması…







