ŞEYMA GÜR

Ben onu gördüm:

Cenab-ı Allah kime ne vazife vermişse o vazifeyi sevdirmiş. Severek yaptırıyor, severek çalıştırıyor. Şevk de bir ücret çeşidi. Yaptığı işten lezzet almak da bir prim.

Ne muhteşem bir merhamet tecellisi!

Misal: kümes halkı..

Hayy u Kayyum olan Allah,  tavuğu vazifelendirir. “Sen, maksadım hâsıl olana dek, şu yumurtalar can bulup civiciv olana dek üzerlerinde kalkmadan yatacaksın, onları sabit bir sıcaklıkta tutacaksın” der mânen. Tavuk o emri yerine getirmek için çırpınır. Âdeta yalvarır. Vazgeçirmek çok zordur. Vazife verilmiştir, yapılacaktır!  Demez ki “Ancak kendi yumurtamın üzerinde otururum.” Zira emir o yönde değildir. Yumurta olsun yeter.

Oturur. Günlerce. Biz insanların idrak edemeyeceği bir sabırla oturur. Canla başla.

Sonra civcivler kendi berzah alemlerinin  perdeleri olan kabuklarını kırıp gelirler. Şimdi başka bir vazife başlamıştır: civcivleri canı pahasına korumak…

Artık o tavuk, tavuk olmaktan ziyade bir kaplandır, bir şahindir, bebelerini koruma vazifesi  gereği ne olması lâzımsa odur şimdi. Civcivleri için kim tehdit ise, ne kendisinin ve karşısındakinin cüssesine bakılmaz, gereği yapılır.

Civcivler gerçi daha ilk dakikadan itibaren ne yapacaklarını biliyor olurlar. Gaybî bir âlemde öğrenim görmüşlerdir. Yine de onlara rehberlik eder. Gagalar nasıl toprağa sağlı sollu sürülerek temizlenir? Eşelenmenin incelikleri nelerdir? Çalışma-dinlenme döngüsü nasıl kurulur? Su içerken baş nasıl yukarı kaldırılarak yutkunma gerçekleştirilir? Tehlike anında anne kanatları altına en hızlı şekilde nasıl saklanılır? Nasıl ve nereye tünenir? Hepsini öğretir ya da öğretilmiş olarak gönderilen civcivlere uygulama dersleri verir.

Yavrulu bir tavuğu izleseniz, yaptığı işten aldığı lezzet gözle görülecek derecede yoğundur.

***

Gelelim insana:

İnsanın vazifesi çok, o vazifelere takılmış lezzetleri nihayetsiz…

Tavukla ortak lezzetleri var: rızkı için çabalamak, yavru edinip korumak gibi.

Ama çok daha fazlası da var.

Kabiliyetleri kadar vazife verilmiş. Vazifeleri kadar da lezzetler, sevinçler, şevkler…

Tavuğun şu keyfiyetine bakıp, ondaki Rububiyet tecellilerini seyr ile telezzüz etmek, insanın zevklerinden bir zevk. Zira kâinattaki Esmâ tecellilerini okumakla vazifeli o.

En birinci işi okumak ve iman etmek. Okuma malzemesi ise çok ve çeşitlig alabildiğine, hayali erişebildiğine… Okuma konuları hayatının içinde. Kendi gibi yaratılmış mahlûk kardeşlerini de okur, hâdiseleri de okur, kendisini de okur.

Okur da öğrenir Esmayı. Okur da hayran olur tecelliye. Hayran olur da secde eder Rabbine.

Onun en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, en safi sevinci, Rabbini bilmek ve bulmak ve O’nu anmaktır.

En büyük vazifesi marifetullah ise en büyük lezzeti muhabbetullahtır.