Bediüzzaman Said Nursî’nin talebesi Mehmed Nuri Güleç (Fırıncı Ağabey), 1960 ihtilâlinden sonra Risale-i Nur’u neşrettikleri için uzun süre nezarette kalarak sorgulandıklarını, serbest bırakıldıkları akşam yine Risale basmaya devam ettiklerini anlattı.

Fırıncı Ağabey ve arkadaşları ilk olarak kardeşliğin tesisi için Uhuvvet Risalesini neşretmişler fakat Risale-i Nur’u neşrettikleri için hemen tutuklanmışlardı. Bu esnada toplanılan risaleleri aykırı görüşlü üç profesöre inceletmişlerdi. Profesörlerden kanuna aykırı bir şey olmadığı raporu çıkınca ise serbest bırakmaya mecbur kalmış, fakat toplanılan risaleleri iade etmemişlerdi.

Bunun üzerine ağabeyler serbest bırakılır bırakılmaz, akşamına “Risale-i Nur Sönmez” kitabını teksir makinesiyle neşretmiş ve beraberinde ‘Nur hizmetinin durmayacağını, şartlar ne olursa olsun hizmet-i imaniyelerine devam edeceklerini’ anlatan mektubu Anadolu’ya elden ele kurulan bir zincirle dağıtmaya başlamışlardı.

Ancak Risale basımını bildiğimiz matbaa makineleriyle değil, teksir makineleriyle ilkel bir şekilde yapmışlar, kitap kapağını da lastik mühürle basmaya çalışmışlar, ancak mühürcü kendilerini kovunca mühürleri de harf harf bir araya getirerek basmak zorunda kalmışlardı.

Fırıncı Ağabeyin bu konudaki hatıralarını aşağıdaki video kaydından izleyebilirsiniz: