TUBA TÜRKOĞLU

Uluslararası Genç Akademisyenler Konferansında, bir insanın gönlüne İslâm’ın damla damla nasıl sızdığına şahit oldum.

Konferansın katılımcılarından biri olan Ukraynalı Victoria ile konferans boyunca birlikte idik. Daha önce de Victoria ile Ukrayna Pereyaslav Üniversitesindeki Risale-i Nur konferans dizisinin ilk dersine beraberce katılmıştık. O konferansa gelmek için şehirler arası yolculuk yapıyordu Victoria. Daha öncesinde ise en son yapılan sempozyuma dayanan bir tanışıklığımız vardı.

Konferans sonrasında İİKV tarafından verilen yemekte yan yana oturuyorduk. Yemek esnasında birden üzerinde Kâbe motifi ve hilâl olan altın kolyesi gözüme ilişmişti. Çok şaşırmıştım. Ama doğrudan sormaya da çekindim.

Sonra sohbet esnasında dayanamadım ve “Kolyende Kâbe motifi var” dedim.

“Evet” dedi, “mühtedi kuzenim hediye etti.”

Gülümsedim.

Ama sonrasında beni ilk görüşümden daha da şaşırtan birşey söyledi: “Bu kolyeyi taktıktan sonra İslâm’a ilgim başladı.”

“Nasıl yani?” diye sordum. Devam etti:

“Kuzenim Kur’ân-ı Kerim’i Ukraynacaya çeviren kişi. Önce onun çevirdiği Kur’ân meâlini okudum. Sonra da Risale-i Nur ile tanıştım ve onu okumaya başladım. Alanım teoloji olduğu için akademik çalışmalarımda da İslâm’ı anlamaya yöneldim. Hâlâ okuyorum ve araştırıyorum.”

Bunları anlatırken gözleri dolu dolu olmaya başlamıştı. Ne diyeceğimi bilemedim önce. Sonra çok sevindiğimi söyleyebildim sadece. Gerçekten hem çok sevinmiş hem çok şaşırmıştım.

“Ukrayna’da herkes bana bu kolyeyi neden taktığımı soruyor, çıkar diyenler oluyor. Ama ben asla çıkarmayı düşünmüyorum” dedi.

Henüz Müslüman değildi, ama gözlerinde ve gülümsemesinde gördüğüm o samimiyeti şu zamanda her Müslümanda bulmak hiç kolay değildi. Ayrılmadan önceki son gecemizde ise bana şöyle dedi:

“Buraya geldiğim için çok mutluyum. Sizin bizden çok farklı bir hayatınız var. Buna yakından şahit olmak benim için çok güzel ve farklı bir his.”

Mutluluğunun kaynağı hakikate şahit olmasıydı. Belki tam olarak olamasa da eksikleriyle dahi yaşanan o İslâm’dı.

Ve aslında bana hatırlattıkları ile ben ondan daha mutlu olmalıydım.