FUNDA DEMİRER

“İnsan hayır istemekten usanmaz” buyuruyor Cenab-ı Hak Fussilet Sûresinde. Devamında aynı insanın bir kötülük dokunduğunda düştüğü ümitsizlik yazılsa da, usanmadığının ‘hayır’ olması nasıl da bir müjde, bir tiryak, bir şifa kapısı oluyor… Oysa biz neticesi hayır olanı görmekten ziyade, düştüğümüz ümitsizliğin yasıyla ömrü ziyan ederken…

Aslında kendimiz için hep iyilik istiyoruz. Gayet iyi bir cehaletle. Hakikatte bize faydası olup olmadığını idrak edemeden, rengini, kokusunu, sesini bilmeden kendi rengimize, kokumuza, sesimize benzeyeni istiyoruz.  İstediğimiz hayır da, gelen hayır mı? bilmiyoruz. İstediğimiz hayır olsun istiyoruz da, geleni hayır deyip baş göz üstüne kabul edebiliyor muyuz?

Bağlanmak fıtrî bir ihtiyaç ki o da istediklerimiz arasında, bağlanıyoruz öyle boşu boşuna. Bile isteye zincirler atıyoruz eşyaya, fenaya, dünyaya. Sonra ondan vazgeçtiğimizde, bıktığımızda, gücümüz kalmadığında, yorduğunda ‘bizi bırakmıyor’ diye sızlanıyoruz.

Mucize derecesinde istiyoruz bazen. İmkânsız değilse de,  imkân sınırlarında dolanıyoruz. “Ama ben böyle olmasını istiyorum. O eve sahip olmak, o işe girmek, ona kavuşmak. Oraya gitmek, onun yerinde olmak…”  Ama matlubun her ne ise, acaba o seni istiyor mu? Dünyaya rağmen, dünyalar kadar uzun bir liste. Onun, hayatında yeri olanların, ailesinin, âleminin, şehrinin, dünyasının, kâinatın düzenini değiştirmek pahasına istiyoruz. Hikmetle yerleştirilmiş bir domino düzeneğinde aradaki taşlardan birini çekip almak ya da o kimyadan, o havadan, o sudan, o felsefeden olmadığımız bir yere sıkışmak istiyoruz. Dağıtma, alt üst etme, yıkma ve yıkılma pahasına…

Sonra unutuyor yine istiyoruz, kavuşuyor, tüketip bitiriyor, harcıyor yeniden başlıyoruz, tek dokunuşla yerle bir olacak taşlardan kâh ümit, kâh ümitsizlik inşa etmeye…

Hepimiz talep ettiğimiz nasibe göre ya hayırlarla geçmiş, ya hayırdan vaz/geçmiş bir ömrü sürüyoruz işte.

Nasibin, iyinin, emniyetin imtihanlar içinde saklı olduğu bir dinin dünyasında razı olmamak ne demek? Ümitsizliğe düşmek ne hasâret?

Devamındaki âyetlerde bu hallerde yuvarlanıp duran insan tanımını bildiren hüküm ve hikmet sahibi olan Râb, hep hayrı istemeyi, hayrı tanımayı, hayrı gönül rızası ile karşılamayı ve yaşamayı nasip eylesin.