İNCİ YILMAZ
“gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse, ezhan enelere dönüp etrafında gezerler”
(Hakikat çekirdekleri)
İnsan fıtratı bir gayeye tutunmak istiyor, hatta psikolojik tedavi yöntemleri arasında ‘hedef koyma ve ona ulaşmaya çalışma’ yer alıyor.
Peki ne olmalı insanın gayesi?
Çevreme baktığımda insanların farklı farklı amaçlarla uğraştığını, onlara koştuğunu gözlemliyorum ama bu amaçlar “asıl amaç” olamaz diyorum. Çünkü herkesin imkân/konum/kabiliyet noktasında farklılıkları var, bunlar benim asıl gâyem olamaz.
O vakit hayattaki amaçlarımızı belirlerken bir mihenk taşı görevi gördüğünü düşündüğüm bir algı giriyor âlemime, şöyle:
Öyle bir amacım olmalı ki, bu amaç;
Yaşlısı, çocuğu, ev hanımı, işçisi, profesörü, rektörü, sporcusu, ümmisi, +10 dil bileni, felçlisi, görme/işitme/yürüme/konuşma.. engellisi, bilim adamı, astronotu, yazarı, çiftçisi…. vs vs tüm insanları kapsayacak, muhakemesi olan her insanın edinebileceği ortak bir amaç olmalı.
İşte eğer amacımı bu amaç belirlersem o zaman yaratılışın gâyesine uygun adım atmış olurum diye düşünüyorum inşaallah.
Çünkü “Eşhedü” ben şahidim, müşâhedelerimde gördüm ve tanık oldum ki O, Hakîm ve Âdîl bir yaratıcı. Ben şahidim ki O, hikmetsiz ve adaletsiz abes iş yapmaz.
İnşaallah bu mârifetin sevk ettiği yol ile, asıl gâyenin arayışına yöneliyorum. Ve düşünüyorum ki, bu gâye ancak yukarıdaki saydığım şartlarda adaletli olabilir.
Çünkü felçli biri doktor olamaz, beli bükülmüş ninem de boksör olamaz… gibi.
O halde asıl gâyem ne olmalı?
Cevabımı elbette beni İmtihan eden, imtihanımda da yardım eden Şefîk-i Rahîm’imin Yüce Kelâmından alıyorum.
“Sana vahyedilen Kitabı güzel güzel oku ve namazı kıl! Muhakkak sahih namaz edepsizlikten ve uygunsuzluktan alıkoyar.
Muhakkak Allah’ı anmak en büyük iştir ve Allah, her ne işlerseniz bilir.”
Ankebut:45
Âlemlerin övüncü Resulullah’ın (asm)  gâyesini gâye edinmek duasıyla…