Şeyma Gür

Nasıl, nasıl olabilir!

Hiç mümkün mü ki Rabb-i Rahimimiz, biz insanları, birbirini tamamlayan iki cins olarak yaratsın, aramıza muhabbet versin, o muhabbetin korunmasına bile bir sevap takdir etsin, sonra da bu cinslerden biri lehine, diğerinin aleyhine olsun, hâşâ haksızlık etsin, hitap ettiğinde bir cinsi dikkate almasın!

Cehâlet, belki hıyânet eseri olarak böyle itirazlar işitiliyor: “Allah Kur’ân’da hep erkeklere hitap etmiş, her güzel şeyi erkeklere va’d etmiş! Kadınlara haksızlık edilmiş!”

Hâşâ yüzbin defa hâşâ!

Adaletinden zerre miskal şüphe etmediğimiz Rabbimiz “Erkek olsun kadın olsun sizden iyi bir iş yapanın emeğini ben asla boşa çıkarmam. Siz zaten birbirinizdensiniz” buyuruyor. [1]

Şu âyet kadınla erkeği ubudiyette eşitliyor: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Onlar iyiliğe teşvik eder, kötülükten sakındırır, namazlarını dosdoğru kılar, zekatlarını verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler.”[2]

Cenab-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de “Ey insanoğlu!” buyurduğunda kadın ve erkeğe, ikisine birden hitap eder, beraber muhatab alır.

Her hak sahibine hakkının verilmesinin ve verileceğinin şehâdetiyle adaletini, en zayıf olanları en ziyade kollamasıyla rahmetini gösteren Rabbimiz cins-i lâtif olan, korunup kollanmalarını erkeklere bir vazife olarak yüklediği  kadınlara nasıl haksızlık yapar! Bunu iddia edenlere vicdansız müfteri denmez de ne denir!

Rabbimiz üstünlüğün ancak takvada olduğunu bildiriyor: “Ey insanlar sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, sonra da birbirinizi tanıyın diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız en ziyade takva sahibi olanınızdır”[3]

Hukuk önünde ise tam bir eşitlik var. Aynı ameli yapan, aynı karşılığı görür. Bunun dışında ise eşitlik, daha doğrusu aynılık yok; farklılık ve karşılıklılık var.

Farklı fıtratlar var.

Buna bağlı olarak farklı vazifeler ve sorumluluklar var.

Birbirinin eksiğini tekmil etmek var, tamamlamak var.

Arada rekabet ve düşmanlık gerektirecek bir şey yok, bilakis çekim var, muhabbet var.

“Hemcinslerinden kendilerine ısınacağınız eşler yaratması ve aranıza merhamet  ve sevgi vermesi de onun ayetlerindendir. Tefekkür eden bir topluluk için bunda ibretler vardır”[4]

Rabbimiz hikmetiyle iki cinse de farklı özellik ve üstünlükler bahşettiğini bildiriyor:

“Bir kısmınıza Allah’ın fazladan verdiği nimetlere göz dikmeyin. Erkeklerin de kendi çalışmalarından bir nasibi vardır., kadınların da kendi çalışmalarından bir nasibi vardır.” [5]

Öyle yer olur ki iki kadın bir erkeğin yerini tutar, öyle yer olur ki on erkek bir kadının yerini tutamaz.

“Erkekler kadınlar üzerinde yönetici ve koruyup gözeticidirler. Çünkü Allah onları birbirine üstün kılmıştır. Ayrıca erkekler mallarından harcamaktadırlar. Saliha  kadınlar ise itaatkardırlar. Allah kendilerini nasıl korudu ise onlar da kocalarının yokluğunda onların hukukunu korurlar..”[6]

Doğru yerde, doğru kişiye itaat zül değildir.

Allah’a itaat ederiz; şerefimizdir.

Resulullah’a itaat ederiz; istikamettir, iki dünyanın saadetine sebebdir, zilletten, şaşkınlıktan, helâktan kurtuluştur.

Eşlerimize itaat ederiz; mutluluktur, huzurdur, geçimdir. Hiç de gocunmayız. Zaten emr-i İlahîdir.

“Kadınlar erkeklerle bir bütünün yarısıdır”[7] buyuruyor sevgili Peygamberimiz aleyhisselâtu vesselam.

Yeryüzünde ne kadar kötülük varsa, insanoğlunun, Allah’ın koyduğu hudutları ihlâl etmesindendir.

Ne kadar hayır ve güzellik varsa fıtrata ve emr-i İlahîye uygun davranmakla mümkündür.

 

[1] Al-i İmran:195

[2] Tevbe:71

[3] Hucurat:13

[4] Rum:21

[5] Nisa:32

[6] Nisa:34

[7] Ebu Davut, taharet:94,Tirmizi, taharet: 82, Müsned, 6:256,377