ŞEYMA GÜR

Cicivler kadar itaatkâr evlat görmedim.

Annelerini mükemmel taklit ve takip ediyorlar.

Annelerin işaret ettiği yeri eşeleyip, “Ye” dediğini yiyorlar.

Annelerin izin verdiği kadar uzaklaşıp, “Toplanın” buyurduğu anda ikiletmeden kanatları altına koşuşuyorlar.

Eğer anneleri elimden yem yerse elimin üstüne doluşuyorlar, yoksa zinhar yaklaşmıyorlar.

Anneleri bir sese kulak kabartmışsa hepsi birden, yüzlerinde aynı annelerinin ciddî yüz ifadesiyle dikkat kesiliyorlar.

Anneleri toprak banyosu yapıyorsa hemen onlar da minicik bedenleri ile toprakta yatıp yuvarlanmaya, debelenmeye başlıyorlar.

Anneleri gibi gagalarını sağlı sollu toprağa sürerek temizliyor, anneleri gibi kanatlarını didikliyorlar.

Kendi aralarında itişip kakıştıklarını gördüm, ama asla anneleri ile tartışmıyorlar.

Buna karşılık anneleri de son derece fedakâr ve koruyucu.

Meselâ civcivlere, özel ufaltılmış yem, anneye mısır verdiğimde, “Nasılsa onların yiyecekleri var” demiyor, kendi mısırını ufaltıp yine çocuklarına yedirmeye çalışıyor!

Anne tavuğun da civcivlerinin de dizginlerinin Rahmân-ı Rahîmin elinde olduğu o kadar belli ki!

Anneye “Yavruların kendi ayakları üzerine duruncaya kadar onları canın pahasına koru ve gözet, besle ve eğit” buyururken civcivlerine de “Sakın annenizin sözünden çıkmayın” diye ilham etmiş.

Sonra vazife bitince kimse kimseyi tanımıyor.

Zira hiç bir şey kendiliğinden olmuyor.