HATİCE BİNNUR AVAN

Elinde beş yüzlük yeşil tesbihi, her sabah şakır şakır şakırdatırdı seher vakti oda arkadaşım. “Hadi kızım kalk, hoca Allahu ekber dedi” deyince nasıl tatlı gelirdi sesi. Gece sanki hiç uyumaz, her an seccadesinin başında otururdu. Öyle ki, gecenin bir yarısında başlayan depremde biz korkulu anlar yaşarken, o “Aaaa ne korkuyorsunuz” deyip bir cengâverlikle abdestini almış, seccadesini balkona serip namazını kılmıştı. Biz ise yine ona hayran…

“Namaz adamı yolda komaz” idi iki sözünden biri.

Öyle de oldu…

Ani bir kalp krizi ile hastane günlerinden sonra eve geldiğinde hiç birşey konuşamıyor, durup durup “Ezan, namaz,ezan, namaz” diyordu babannem.

“İhtiyar kadınların dinine tâbi olunuz” hadîs-i şerifinde hep babaannemi okurdum.

Simdi bize düşen, ondan hatıra kalan seccadesini ve beş yüzlük yeşil tesbihini yalnız hissettirmemek.

Ve onun hepimizi hayran bırakan imanına tâbi olmak…