Şeyma Gür

Ey aşçı!

Süren başladı!

Senden istenen; hayatının çorbasını yapmak.

Sana özel olan, senden beklenen ve ancak senin yapabileceğin o çorba.

İşte malzemen; elinde olanlar, elinin altında olanlar, istidâdında olanlar.

Neden falan malzemem yok demeyeceksin. Senden, olmayan malzemenin hesabı sorulmayacak. Olan malzeme ile ne yaptığına bakılacak.

Malzemeyi değerlendirme maharetin değerlendirilecek.

Malzemen tatlı olabilir, acı ya da ekşi.

Toplamdaki ve neticedeki tadı önemli.

Bu bir rıza çorbası olacak; elde olana rıza.

Ve rızaya götürecek.

Razı olandan razı olunacak.

Çorbanın çeşnisi senin parmak izinle beraber, kalp izini taşıyacak.

Kalbinden haber verecek.

Malzeme kadar oranlar da önemli olacak. Neyden ne kadar kattığın, neleri öne çıkarttığın, ne tür terkipler yaptığın hepsi önem arzedecek.

Isı da önemli elbet. Malzemeyi yakmayasın sakın!

Çorbanı tadanlar onda hayatının sergüzeştini okuyacak. Hikayeni dinleyecek onda.

Bakalım çorban nasıl bir tad bırakacak?

Buruk mu lezzetli mi olacak?

O senin olacak belki sen olacak.

Çorbanı şimdi  ve burada pişireceksin.

Şimdi ve burada tadılsa da puanlama ötelerde olacak.

Haydi yak ateşi, koy kazanı!