Türkmen Ay

“Nursî’nin eserlerini anlayabilmek ve yorumlayabilmek için onun kavram dünyasını keşfetmek gerekir”

Bu sözler, 1-3 Ekim 2017 tarihleri arasında İİKV’nin ev sahipliğinde düzenlenen 11. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda “Risale-i Nur’da Müsbet Hareket Kavramının Anlam Analizi” başlıklı tebliğini sunan Prof. Dr. İshak Özgel’e ait.

Özgel, tebliğinde “düşüncelerin aktarılması ve anlaşılmasının kavramlarla gerçekleştiğine” dikkat çekerken “Düşünce sahibinin kavrama yüklediği anlamı belirlemeden yapılan çalışmalar o düşüncenin tutarlılığının bozulmasına ya da yanlış anlaşılmalara neden olmaktadır” dedi.

Bediüzzaman kavramların içeriğini değiştiriyor mu?

Bediüzzaman Said Nursî’nin, kavramları, bazen klasik kaynaklardaki anlamı ile bazen yeni anlamlar yükleyip genişleterek kullandığını ve ayrıca onun düşüncesinde tamamen kendine özgün kavramların da bulunduğunu dile getiren Özgel, onun kullandığı kavramların içeriğinde de eserlerinin ve yaşadığı dönemin izlerinin görüldüğünü anlattı.

“Bediüzzaman’ın düşünce dünyasını keşfetmek için özellikle anahtar mesâbesinde olan kavramlar hakkında ön çalışma yapılmalı, kavramlara yüklediği anlamlar metin merkezli çalışmalar ile belirlenmeli” diyen Özgel, böyle çalışmalara dayanmayan araştırmaların ve yorumların Nursî’nin düşüncesinin eksik veya yanlış anlaşılmasına neden olduğunu, harici paradigmaların ya da araştırmacıların kendi düşüncelerini Nursî’nin düşüncesi gibi göstermeye ve suiistimale yol açtığını vurguladı.

“Müsbet hareket” kavramının benzer tavırlar eşliğinde “sivil itaatsizlik, pasif direniş” gibi başka kavramlarla karıştırıldığını hatırlatan Özgel  “Bu kavram ona mahsus olup yine kendi kullanımlarıyla açığa çıkan orijinal bir anlam içeriğine sahiptir” dedi.

Risale-i Nur’u daha doğru anlamak için ne tür yardımcı okumalara ihtiyaç var?                                    

Özgel, sunuma konu olan araştırmasında, Nursî’nin Müsbet Hareket kavramını kendi kullanımını esas alarak anlama ve anlamlandırmaya çalıştığını, öncelikle kavramı kullandığı yerleri tesbit edip, kullandığı metinleri kronolojik olarak ele aldığını, metin ve metin dışı bağlantıları gözeterek yazılış gayesi, yeri, zamanı açısından değerlendirip ilgili diğer kavram ve zıt kavramla birlikte anlamlandırmaya çalıştığını söyledi.

Müsbet hareket kavramının içeriğini anlamada kronolojiye bağlı bir sürecin takip edilmesinin gerekli olduğunu ve bu durumun kavramın detaylarına dair önemli şeyler söylediğini ifade eden Özgel, önceleri “Müsbet” kelimesi ve “Müsbet hareket” kavramını “tahrip karşısında vücud, icad, tamir” manalarını içerecek şekilde kullanan Bediüzzaman’ın, daha sonraki yıllarda ve özellikle son dersinde kavramı daha geniş bir şekilde tasvir ettiğine işaret etti.

Son dersinde, Bediüzzaman’ın Müsbet hareketi oldukça merkezî bir konuma yerleştirerek, özellikle maddî cihat beklentileri karşısında müsbet hareket ve manevî cihat dersi verdiğine dikkat çeken Özgel; “Bediüzzaman hassaten dâhildeki cihat ile hariçtekinin karıştırılmamasını istemiştir” dedi. Böylelikle Nursî’nin Müslümanları zayıf düşürme oyunlarının boşa çıkmasını ve İslâm ümmetinin dâhildeki ihtilaflar sebebiyle kullanamadığı potansiyel gücünü kullanmasını istediğini anlatan Özgel, müsbet hareketin ümmet için yeniden ayağa kalkışın en temel zeminini oluşturduğunu sözlerine ekledi.

Bediüzzaman’ın Müsbet hareket kavramını kullanmasında üç aşama gözlemlendiğini söyleyen Özgel, birinci aşamanın “zihindeki oluşum süreci” olduğunu, bunu “Müsbet hareketin kavramlaştırması” sürecinin izlediğini, üçüncü aşamada ise Risale-i Nur müntesiplerini ve tüm Müslümanları menfî hareketle kaybettiklerini gösterip Müsbet harekete teşvik ettiğini söyledi.

Prof. Dr. İshak Özgel sonuç olarak, Said Nursî’nin düşünce dünyasının en önemli ıstılahlarından biri olan Müspet hareket kavramının iki temel esası olduğunu, ilkinin dâhildeki fitneleri engellemek ve ittifakı sağlamak, ikincisinin ise yanlış İslâm ve Müslüman algısını düzeltmek olduğunu dile getirdi.