ŞEYMA GÜR

Melek olmak böyle bir şey demek ki.

Mü’min sûresinin 7-8-9. âyetlerini okurken meleklerin mü’minlerin bağışlanması için dua ettiklerini gördüm. Sadece mü’minlerin kendileri için de değil üstelik. Şöyle diyorlar:

“Rabbimiz! Tevbe edip Senin yolunu izleyenleri bağışla ve Cehennem azabından koru. Rabbimiz! Onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları, kendilerine vadettiğin Adn cennetlerine yerleştir. Onları kötülüklerden koru.”

Yirmi Dördüncü Sözden öğrendiğime göre meleklerin bütün telezzüzat ve ücretleri, Rablerini tesbih etmek, Onu medih ve vasfetmek, Onun emriyle işlemek, mülk ve melekütünü mütalâa etmek.

Katıksız bir ubudiyet.

Nefis adına hiçbir şey yok. Çünkü arada nefis diye bir şey yok.

Peki ya mü’minler için duaları ne demek oluyor?

İnsanlardan hiçbir menfaatleri yok. Zaten menfaat mefhumu dünyalarında yok.

Ama dua ediyorlar işte. O çok sevdikleri, ve zikriyle tegaddi ettikleri  Rablerine itaat edenleri de seviyorlar.

Ona yönelerlere yöneliyorlar.

Tevbe edenler için, bir de onlar bağışlanma diliyorlar.

Her ne deseler, ne yapsalar  Allah hesabına…

Herhalde Allah için sevmenin en saf hâli!

Kendi dünyamıza baktım. Bizim aklımıza mı gelir “Rabbimiz! Seni bütün mevcudiyetleri ile tesbih eden meleklerine rahmet et, onları koru, sayılarını artır” ve  benzeri şekilde dua etmek?

Belki de bizim dualarımıza ihtiyaçları yok, ondan.

Bizim ise her taraftan dua almaya ihtiyacımız var.

Bizim dualarımız büyük oranda ihtiyaçlarımızın hendesesiyle şekilleniyor. Rabbimiz bizim mahiyetimizi de öyle takdir etmiş işte.

Eneyle tartmak, nefisle istemek, nefsin için istemek, nefsine kıyaslayarak istemek…

Ama insanoğlunun da meleklere benzer bir tarafı yok değil.

Melekî tarafımızla Allah dostlarını ruh u cânımızla sevebiliyoruz, nefsimiz adına hiçbir menfaatimiz olmasa da. Allah’a güzel kulluk edenleri takdir edebiliyor, onlar için dua edebiliyoruz. Emsalleri artsın istiyoruz. Hattâ içimizden âli ruhlar, Allah dostlarına ruhlarını, canlarını feda edercesine muhabbet edebiliyorlar. Misal: Bediüzzaman hazretleri için canlarından geçen üç şehid: Hafız Ali, Binbaşı Asım, Hasan Feyzi Yüreğil (Allah onlara rahmet etsin).

İnsan çok karmaşık bir mahluk vesselâm.

Bir ucu hayvanî, bir ucu melekî, Esmâ-i İlâhiyeye en câmi bir ayna olarak gürültücü nev’-i benî-Âdem.