HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

Başka bir evdeki sesi duydum evimde. Ağlayan bir çocuktu gecenin bir vakti üst kattaki evinde. O ses beni eskiye götürdü, bilmem tâ kaç senesine. Hiçbir şeyden haberim olmadan yaşadığım günlere, bebekliğime.

Ağlarken çıkan ses tonumu düşündüm, neden ağladığımı merak ettim. Sonra da ağlamakla ilgili düşüncelerime güldüm.

Sonra biraz daha büyüdüğüm günlere geldim. Sokakla tanıştığım, saklambaçta ebe olmaktan fazla saklanmayı sevdiğim, topa ipi tercih ettiğim günlere… Yorulup da eve girdiğimde tatlı bir uykudan sonra akşamında sobanın üstündeki kestaneleri, külündeyse patatesleri ne çok sevdiğim geldi aklıma. Patates derken, ilk patatesi nasıl soymuşumdur onu düşündüm. Gözümün önüne gelense kalınca soyulan kabuktan geriye kalan bir parça patates…

Patates beni aldı teyzemlere götürdü. Sobalarındaki fırında pişen patatesleri de yemesini pek sevdiğimi hatırladım. Sonra teyzemlerin evinde yaşadıklarımı düşündüm. Önce isterdim onlarda kalmayı, sonra da sıkılırdım kaldığımda bir gece yarısı.

Kütüphanelerinin üstündeki porselen kutu geldi aklıma sırasıyla. İçerisindekileri tekrar tekrar boşaltıp karıştırırdım her defasında. Hep aynı şeyler de olsa, yine aynı zevk ve merakla, sanki inadına yapardım bunu.

Sokakta oyun aralarında nedense hep teyzemlere gelirdik su içmeye susayınca. Suyun tadı bir başka güzel oluyordu suyu teyzemlerin bakır bardakla içince.

Bakır bardakla düşüncelerim bu kez eski evimizdeki demir kütüphaneye uğradı. Ne çok kitap vardı raflarında.

Ne çok okurdum diye düşünürken ne çok düşündüm dedim bu gece böyle; ve bu eskilere nerden geldim diye merak ederken aklımdaki son şeyden teker teker geriye döndüm.

Üst kattaki çocuktu beni buraya getiren ya da buradan götüren… Sinirlenmedim uykum kaçtı diye, hoş bile geldi o ses bana eskileri yaşattı diye. Hoş etmesinden başka birşey daha vardı ki o sesin şok etmesiydi adeta.

Bir çocuk sesiyle kaç sene…

Yaşanılan herşey için hafızada bir yer varsa, kullanılacak bir vakti de olmalı. Öyle ya, açma düğmesi olmasa kaydetmenin ne anlamı vardı bir bilgisayarda? Adı üstünde herbiri bir bilgi ve hepsinin de var bir vakti.

Şimdi ne üst kattaki çocuk sesi, ne de eskilerin hatıra gelmesi. Şimdi sadece yaşanılan hiçbir şeyin boşa gitmediği bilinci ve mercimek kadar hafızaya bir ömrün sığmasına hayret edilesi…