BİRCAN ERDEN SAYIN

İki sene önce Ramazan ayında her gün bir cüz okuyarak günde bir hatim indirmek amacıyla 30 kişilik bir grup oluşturmuştuk. İçlerinde tanıdığımız kişiler olduğu gibi hiç tanımadığımız, hiç görmediğimiz kişiler de vardı. Ayrı ayrıydık, ama bir olan Rabbimizin kelâmını okumak için manen bir araya gelmiştik. Grup 30 kişiyi aşınca ikinci bir grup daha kurduk. Telefon üzerinden de bir haberleşme grubu kurarak irtibatımızı sağladık.

Cüz okuyan herkes Ramazan ayındaki bu güzel halden çok memnun kaldı. Ramazan’ın bitmesiyle grubu feshetmeyi düşünürken, birkaç arkadaş bunu diğer aylarda da aylık hatimler halinde devam ettirmemizi teklif etti. Her ayın son Cuma’sı da hatim duası yapalım dediler. Çoğu kişi bu güzel teklifi de kabul etti. Öyle böyle derken 23 ayı geride bıraktık. Geçen sene 29 gün süren Ramazan ayı boyunca katkıda bulunduğumuz hatimlerle birlikte, bu Ramazan sonuna okunacakları da ilâve edecek olursak, bu sayı 82’yi bulmuş olacak inşaallah.

Rakamlar elbette önemli değil; keyfiyetini, makbuliyetini en iyi Rabbim bilir. Bunun için de Onun merhametine iltica ediyoruz elbette. Ama hem cemaatin feyzi ve bereketi, hem az da olsa devamlı yapılan ibadet, her zaman için oldukça ehemmiyetli. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır” hadis-i şerifini de hatıra getirince insan daha da bir mutlu oluyor.

Tek başıma yapamayacağım bir ibadeti cemaatle yapmış olabilmek ne kadar da güzel oluyor. Hem bu halin bana kattığı başka güzelliklere de şahit oluyorum elhamdülillâh.

Zor imtihanlardan birini yaşadığım günlerin birinde duadan başka yapacak bir şey yoktu. “Madem Kur’ân en büyük dua kitabı, ben de en güzel duayı Kur’ân okuyarak yapabilirim” düşüncesiyle o ay okumam gereken 25’inci cüzü okumaya başladım. İki üç sayfa ancak okumuştum ki, karşıma Şûra Sûresinin şu mealdeki âyetleri çıktı:

Allah kullarına karşı lütuf sahibidir; O dilediğini rızıklandırır. O karşı konulmaz kuvvet sahibidir; O her şeyin mutlak galibidir.

Kim âhiret kazancını isterse, Biz onun kazancını arttırırız. Dünya kazancını isteyene de ondan veririz; fakat onun âhirette bir nasibi olmaz.

Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı, onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır.

Bildiğim iki üç kelime Arapçayla okuduğum âyetlerin sanki tamamını anlamıştım bir anda. En azından Allah’ın lütuf sahibi, kuvvet sahibi olduğunu, her şeyin mutlak galibi olduğunu çok net anlamıştım. Sonrasında mealini merak edip tamamını okuduğumda gözyaşlarımı tutamaz oldum. Nasıl da bir ferahlık nasıl bir huzur kapladı içimi. Okuduğum ayetler adeta dünyama yeni nâzil olmuştu. Yaşadığım o imtihan için verilebilecek bundan güzel teselli olamazdı. 23 aydır okuduğumuz hatimde o ay bana denk düşen cüz ve o sayfalar… Yaşadığım imtihana çözüm olacak ilâçları çok aramadan kolayca buluşum tesadüf olamazdı.

Kur’ân-ı Kerîm’in bu özelliğini ne de güzel tarif etmiş Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da:

Makam-ı irşadda beyanat-ı Kur’âniye o derece müessir ve rakiktir ve o derece mûnis ve şefiktir ki, şevk ile ruhu, zevk ile kalbi, aklı merakla ve gözü yaşla doldurur.

Gerçekten de öyle oldu Üstadım…