ESRA KAĞIT

Âh Aziz Üstadım,

Bu sabah radyoda okunan gazete haberlerini dinlerken yâdıma düştünüz.

Hani bundan bir asır evvel Tahir Paşa’nın konağında bir gazetede İngiliz Müstemlekât Nâzırının İngiliz Meclis-i Mebusanında elinde Kur’ân’ı göstererek, “Bu Kur’ân Müslümanların elinde kaldıkça, biz onlara hakikî hâkim olamayız. Ya Kur’ân’ı ortadan kaldırmalıyız veya onları Kur’ân’dan soğutmalıyız” dediğini okumuştunuz.

Bunun üzerine ruhunuzda kuvvetli bir niyet uyanmış ve “Kur’ân’ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!” demiştiniz. Ve tarihçe-i hayatınız şahit ki son nefesinize kadar bu ulvî niyet üzere yaşadınız. Bu yüce dâvânın ateşini ömrünüzün her anında yüreğinizde taşıdınız.

Sizdeki bu iman ve Kur’ân sevdası Risale-i Nur olarak vücut buldu. Ve bugün milyonlar bu şaheserle imanlarını takviye ediyor ve ahirzamanın şiddetli günah oklarına, küfür hücumlarına karşı koyabilmek için bu Nurlu eserlerden medet alıyor. Allah sizden ebeden razı olsun.

Aziz Üstadım, takvimler 2018 yılının 7 Mayıs gününü gösteriyor ve bugün gazeteler “300 Fransız yazar ve siyasetçi, şiddet ve Yahudi düşmanlığı yayıyor iddiasıyla Kurân’dan bazı âyetlerin çıkartılmasını istemişler” haberini yazıyor.

Bu haberle içim yandı. Hem üzüntüden hem korkudan titredim, sarsıldım.

“Kur’ân’ı indiren Biziz; onu Biz koruyacağız”(Hicr: 9) âyet-i kerîmesi gelince aklıma şükür cümleleri döküldü dilimden. Kalbim ferahla “Oh!”çekti. Kur’ân’ın bir noktasına dahi dokunamayacaklarına inanmanın verdiği emniyet ile kuvvet buldum.

Eserlerinizden istifade etme gayretinde ve duasında olan âciz bir talebeniz olarak duam odur ki:

Rabbim bizleri de ömrümüzün sonuna kadar bu kudsî dâvâda hizmetkâr eylesin…