ŞEYMA GÜR / ESRA KAĞIT

Bediüzzaman Said Nursî’nin Kur’an’daki tekarlar ile ilgili açıklamaları, İİKV’nin “Kur’an’la Yaşamak” seminerinde ele alındı.

3 Mart Cumartesi günkü seminerin konuğu olan Siirt Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cengiz Kanık, sunumunda Kur’ân-ı Kerim’de tekrar olgusunu, Kur’ân’daki tekrarlar konusu ile ilgili yapılan çalışmaları, Said Nursî’nin tefsir algısını ve Kur’ân tekrarlarını yorumlayışını ele aldı.

Kur’ân-ı Kerim’deki tekrar olgusunun mânâ tekrarları ve lafzî tekrarlar olarak incelendiğini belirten Kanık, öteden beri çeşitli âlimlerin Kur’ân’daki tekrarları konu alan çalışmalarından örnekler verdi.

Önce “tefsir”in tanımını yapan Cengiz Kanık, Allah’ın yüce kelâmını anlamaya yönelik olarak yazılmış felsefî, tarihî, fıkhî, tasavvufī, fennî ve edebî pek çok tefsir çeşitlerinin olduğunu belirtti. Kanık, Risale-i Nur’un da Kur’ân ayetlerinin hakikatlerini izah eden, âyetlerin mânâlarının şerh edildiği bir tefsir olarak görülebileceğini söyledi.

Kur’ân’ın tekrarlarını nazara vererek kudsiyetini olumsuzlaştırma çabalarına karşı Bediüzzaman’ın Kur’ân’daki tekrarların hikmetlerini ele alma ihtiyacı duyduğunu kendi ifadelerine dayandırarak anlatan Kanık, Risale-i Nur’da Kur’ân ayetlerinin tekrarını farklı başlıklar altında inceledi:

Dua ve zikir yönüyle tekrar

Bediüzzaman’ın dua konusuna farklı bir tanım getirdiğini belirterek “Dua, kulun kendisini varlığa getiren ve terbiye eden Yaratıcısının farkında oluşudur” diyen Cengiz Kanık, bütün varlıkların bu yönüyle dua halinde olduklarını bildirerek dua konusunda tecdid yaptığını söyledi.

“İman zorunlu olarak duayı içeriyor. Bir yerde iman varsa orada dua olmak zorundadır” diyen Kanık, insanın en büyük vazifesinin imandan sonra dua olduğunu, dolayısıyla dua halinin süreklilik arz etmesi gerektiğini bildirdi.

Kur’ân maksatları açısından tekrar

Kanık, çeşitli âlimlerin Kur’an’ın gayelerini değişik şekillerde tasnif ettiklerini örnekleri ile açıkladıktan sonra, Bediüzzaman’ın dörtlü tasnifine yer vererek bunların Tevhid, Nübüvvet, Ahiret ve Haşir-Adalet olduğunu söyledi. Her bir sûrenin, âyetin, hattâ harfin bu dört maksadı sarîhen veya zımnen veya işareten gösterdiğini bildirdi.

Kur’ân’ın i’câzının tezahürü olarak tekrar

Allah’ın Kur’ân’da tahaddi yapıp meydan okuduğunu ama hiçbir beşerin bu meydan okumaya karşılık vermeye takat getiremediğini söyleyen Kanık, “Sadık Rafi, hem lafzî, hem mânâ tekrarlarının bu kadar çok olmasına rağmen bir benzerinin getirilemeyişinin Kur’ân’ın bir i’cazı olduğunu söyler” dedi.

Mekkî ve Medenî sûreler yönüyle tekrar

Cengiz Kanık, Mekkî ve Medenî sûrelerin kendi içlerinde farklı üslûp tekrarları içerdiğine işaret ederek, “Sözü kısa ve öz söylemekten hoşlanan Mekkeli Araplara karşı Mekkî âyetler onların sevdiği üslûpla gelmiştir. Medenî âyetlerin ilk muhataplardan olan İsrailoğullarının ise detaylı anlatımları tercih etmelerine mukabil Medenî âyetler daha ayrıntılı anlatımlar içerir” dedi ve bu durumun da Kur’ân’ın bir mucizesi olduğunu anlattı.

İkna ve irşad yönüyle tekrar

“İrşaddan amaçlanan, insanoğlunun küllî hakikatler karşısında Kur’ân’ın açıklanmasıyla ikna edilmesidir” diyen Kanık, Bediüzzaman’ın “Sorular tekerrür ettiğinden cevaplar da tekerrür etmiştir” dediğini aktardı.

Evrenselliğin icabı olarak tekrar

Kanık, tenezzülât-ı İlâhiye icabı Kur’ân’ın her insanın fehmine, istidadına göre konuştuğunu, bunun da tekrarı icab gerektirdiğini söyledi.

“Kur’ân, uyarmak, teselli etmek, müjdelemek, mânâları gönüllerde yerleştirmek için tekrarlara yer vermiştir” diyen Cengiz Kanık, 23 senede inen Kur’an’daki tekrarların unutulmaya karşı “tasrif yönüyle” de gayet münasip düştüğünü anlattı.

Kanık, Kur’ân’ın dörtte birini oluşturan kıssa tekrarlarının her seferinde farklı bir boyut getirdiğini, tekrar amacının farklılaştığını, bu yönüyle gerçekte tekrar sayılamayacağını söyledi.

Takrir ve tekid yönüyle tekrar

Kanık, Kur’ân’ın, tereddüt ve inkârı ortadan kaldırmak, gafletten uyandırmak, cevapsız soru bırakmamak ve teşvik etmek gibi sebeplerle tekrarlara yer verdiğini söyledi.

Bediüzzaman’ın “Kur’ân müessistir” sözünü aktaran Kanık, bir binada omuz omuza veren, biribirinin aynı olan tuğlaların bulunduğunu ama vazife aldıkları nokta itibariyle farklılaştıklarını söyleyerek, aynı ayetlerin farklı maksatlarla tekrar edilmiş olduklarını bildirdi.

Belağat yönüyle tekrar

Kanık, tekrarın fesahete bakan, belâgati güzelleştiren yönüne dikkat çekti ve Abdülkerim Hatib’in “Tekrar kelâmı güzelleştirir, Kur’ân’daki tekrar memduhtur” şeklindeki sözlerini aktardı.

Cengiz Kanık, son olarak, Bediüzzaman’a göre Kur’ân’daki tekrarların sûreten tekrardan ibaret olduğu tesbitine yer verdi.