FOTOĞRAFLAR: TUBA YÜCE

Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir.

Rum Sûresi, 30:50

Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa Cennet-nümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.

Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik, bütün enzarı istihsanla kendilerine celb ediyorlar ve Sâni’lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.

Bu Kuddûs-ü Âzam ism-i şerifinin tecelli-i âzamından küçük bir cilvesini şaşaalı bir surette gösteren ve şu kışın bârid ve haşin çehresi altından çıkan bahar mevsimine bak:

Nasıl çiçekler açmış, huri misali libaslar giymiş, güzelleşmiş, ter temiz olmuş bütün ağaçlar ve zümrüt gibi yeşillenmiş zemin yüzü, bütün heyetleriyle, kendilerini bütün enzara arz ediyorlar. Câmid ve şuursuz maddeler, az bir zaman içinde, istihale görmüş, zeminden yükselmiş, nur-u hayatla süslenmiş, sündüs-misal güzelliklerle kendilerini Sâni’lerinin nazarına takdim ediyorlar.

Bu vaziyet karşısında, değil yalnız ins ve cin, ruhaniler ve melâikeler de hayran oluyorlar. “Mâşaallah, Bârekallah; bu ne hayret verici güzellik ve temizlik!” deyip, Sâni-i Zülcelâllerini takdis, tahmid ve temcid edip, râki’ ve sâcid oluyorlar. İşte bu fiil-i tanzif, diğer ef’al-i İlâhiye gibi vahdaniyet ve mevcudiyet-i İlahiyeyi bedahet derecesinde ispat edip göstermektedir.

  • 30. Lem’a, Fihrist