SELMA DÖRTKARDEŞ
Kışın sert günlerinden birinin sonunda, yorgun bir şekilde eve zor attı kendini. Ailesi ile zaman geçirdi biraz. Sonra da odasına çekilip yattı.
Oda kapkaranlık ve sessizdi. Fakat tam gözlerini yumacakken gıcırtılı bir ses işitti. Ürperdi. Korka korka sesin geldiği yönü araştırmaya başladı. Sanki birisi cama vuruyor gibiydi. Perdeyi yavaşça araladı.
O da ne? Rüzgârın şiddetiyle dallarını cama vuran Ihlamur ağacı… Ama bu ağaç ne zaman bu kadar boy verdi? Hiç fark etmemişti. Halbuki daha geçen bahar, evin penceresinden içeriye kadar giren kokusu ile kendisini mest etmişti.
Şimdi mevsim kıştı ama unutulmamalıydı. Bir an düşündü: Çiçeği, yaprağı olmayan kuru bir dal, sürekli “Bana bak” diyordu sanki, cama her vurduğunda. Şu an kuru bir daldı belki, ama baharda yine süslenecek, yine kokusuyla insanları mest edip dikkatleri üzerine çekecekti. İçini tarifsiz bir huzur kapladı birden. Dakikaların nasıl geçtiğini fark etmiyordu. Ne önemi vardı ki zamanın? Artık geceler sessizliğe büründüğünde onu selâmlayanı vardı.
O geceden sonra kendisini hiç yalnız hissetmedi. Artık her gece onun için camı tıkırdatan bir arkadaşı vardı. Ve o arkadaş ona Yaratıcısını hatırlatıp düşünmesine vesile oluyordu.
Zaman zaman bu buluşmaya gökyüzünde salınan hilâl ve yıldızlar da eşlik ediyordu. “Bizi de, bizi de an” der gibiydiler. Dalların arasından görünen bu manzara onu daha da heyecanlandırıyor, her gece ıhlamur ağacı ile kalben sohbet ediyordu. Ve böylesi bir misafiri daha önce fark edemediği için hayıflanıp duruyordu.

Günler sonra dallarda bir farklılık hissetti. Evet, yanlış görmüyordu. Dallar artık kuru değildi. Tomurcuklar patlamıştı.
Kendini bir başka hissediyordu şimdi. Gelen baharla, tomurcukları patlayan ıhlamur ağacıyla, artık o da tazelenmişti. Sonra İlâhi kelâm yankılandı dünyasında:
“Bak Allah’ın rahmet eserlerine, ölümünün ardından yeryüzünü nasıl diriltiyor!”
Yeryüzüyle beraber, kendisinin de dirildiğini hissetti. Bu İlâhî kelâm onun hayatını aydınlatmıştı.
Bu yolda ona eşlik eden ıhlamur ağacı ise, vazifesini yapmış, bir sağa bir sola salınarak onu görecek başka gözleri bekliyordu şimdi.







