ŞEYMA GÜR

Bir hayalimiz var biz Müslümanların: Ahiret yurdunda nebiler, sıdıklar, şehidlerle beraber olabilmek, onlarla beraber haşrolabilmek. Huzur-u İlahîde “Ya Rabbi ben bana verdiğin ömürde başını Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesselamın çektiği kafilede, işte bu zatların yol aldıkları cadde-i kübrada yürümeye çalıştım” diyebilmek. Onların şefaatlerine erebilmek. Rabbim lütfede…

Kadim Kudüs’te gezerken bu büyük hayâlin siluetini görüyorsunuz âdeta. Adım başı bir peygamber ya da sahabe mekanı ve hatırası ile karşılaşıyorsunuz. Mecma-i enbiya olan Mescid-i Aksâ’da Efendimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed sallalahu aleyhi vesellem imâmetinde bütün peygamberlerin o muhteşem salâtını hayal ediyorsunuz. Sonra Efendimizin buradan miraca yükselişini…

Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. İshak, Hz. Yunus, Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Yahya’nın makamları hep burada.

Hz. Meryem’in gece gündüz ibadette olduğu köşeciği, Hz. Zekeriya’nın Rabbine sessizce yalvardığı mihrabı burada.

Rabiatü’l-Adeviye’nin çilehanesi burada.

Kırk sahabenin kabri burada.

Salahaddin Eyyubî’nin izi, eseri burada.

Beş bin yıldır insanların mekân tuttuğu çok özel ve güzel bir şehir Kudüs. Ve beş bin yıldır sürekli el değiştirmiş. Amalikalılar, Mısırlılar, Romalılar, Araplar, Fatımîler, Haçlılar, Yahudiler, Osmanlılar, İngilizler dönem dönem hakimiyet kurmuşlar. Manzaraya bütün olarak baktığınızda görünen şey: Mülk Allah’ındır ve istediğine verir, istediğinden alır. Kavimler, milletler yüzyıllar boyu hep birer misafir misal konmuşlar ve göçmüşler.

Bugün itibariyle Müslümanların nüfus olarak yoğun olduğu ama İsrail’in yönetiminde bir mahzun şehir. Doğu Kudüs’te Hz. Davud camiinde görev yapan genç bir Filistinli polis, hayatında hiç Mescid-i Aksa’yı göremediğini anlattı. Gençlere yasak!.. Müslüman nüfus sistematik olarak azaltılmaya çalışılıyor. Özellikle sur içindeki eski Kudüs’te Müslümanlar evlerinin mülkiyetini korumak için mücadele veriyorlar. Bir gece bile evlerini boş bıraksalar el konulabilir. Ayrıca fakr u zaruret içindeki halka küçücük evleri için bile 50 bin dolar gibi yüksek meblağlar teklif ediliyormuş satmaları için. Maksat onları öyle veya böyle uzaklaştırmak. Eğer Müslümanlar birbirlerinin dertleri ile dertlenip, haksızlığa uğrayan kardeşlerinin hakları için hep birlikte mücadele vermezlerse Müslüman nüfusun burada eriyip gitmesi mukadder gibi görünüyor. Zira çocuklar ve gençler için okul ve iş imkanları çok sınırlı. Çocuklarına gelecek sağlayamadığınız bir millet nasıl ayakta kalabilir?

Orayı ziyarete gelen insanların peşinde para isteyerek gezen çocukların ayıbı bu ümmetin üzerinedir. Ülkemde Suriyeli mülteci çocukların, Kudüs’te Filistinli çocukların dilendiğini gördükçe anladım ki, huzur-u İlâhide ihtiyaç fazlası harcadığım tek kuruşun hesabını veremeyeceğim. Müslümanlar olarak da bir bedenin azaları gibi olamadığımızın hesabını veremeyeceğiz.

Allah’a ve ahiret gününe inanan, “Müslüman Müslümanın kardeşidir” buyuran Resulullahın sünnetini hayatının merkezine koymayı murad eden her bir Müslüman, “Ben Müslümanların derdini nasıl içimde hissedebilir ve onlar için ne yapabilirim” diye düşünmek zorunda.

Eğer biz Müslümanlar, Mekke ve Medine’den sonra ibadet ve ziyaret için sefer yapılabilir olduğu Hz. Peygamber tarafından bildirilen Mescid-i Aksa’ya sahip çıkar, orayı Allah’ın mescidi olarak ayakta tutmaya çalışarak liyakatimizi gösterebilirsek Rabbimiz orada kendisine ibadet etmeyi bize müyesser kılar inşaallah.

Yoksa ihlâsla kim istiyorsa ona verir.