Tuba Uluer

Her sene Nisan ayında sabah namazından sonra Emirgan’a lâleri görmeye giderdik. Termosumuza çay koyup, simidimizi alıp erkenden çıkardık yola. Biraz geç kalırsak her yer bu muhteşem lale festivali görmeye gelen insanlarla dolardı.

Güneşin yansımasıyla parlayan rengârenk lâleler adete insanların içe neşe saçardı. Sanki fosforlu kalemle boyanmış gibi sarılar, kırmızılar, pembeler,  capcanlı renkler insanın ruh dünyasını şenlendirir aydınlatırdı. Geçen sene dünyayı saran salgın hastalık dolayısıyla bu güzel manzaraları görmeye gidemedik. Ama elhamdülillah bu sene gitmek nasip oldu.

Bu güzel manzaraları kayıt altına aldık. Fakat dünyadaki her şey gibi bu çiçekler de solup gidiyor. İnsan dâima bu güzellikler kalsın, solmasın istiyor.
Fakat biliyoruz ki seneye tekrar açacaklar. Bundan hiç şüphemiz yok çünkü bu güzellikler hiç kaybolmayan bir güzelden geliyorlar.

Bu bana Risale-i Nur’da geçen şu sözü hatırlattı.

“Bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki; bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla âyinedarlık dilleriyle, o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder.”
Şualar