Bircan Erden Sayın

Mağazalara dair indirimlerden, kampanyalardan hiç ilgilenmesek dahi bir şekilde özellikle de internet üzerinden haberdar ediliyoruz. İndirimlere dair bildirimleri firmalar günler öncesinden haber veriyorlar. Öyle bir haber veriyorlar ki o fırsattan faydalandın faydalandın “bak kaçırırsan ömrümün sonuna kadar bir daha su bulamaz, susuzluktan ölürsün” der gibi!

Nerede ne var ben de merak etmiyor değilim hani. Eee ölçülü olmak şartıyla bir ev hanımı için bu kadarından haberdar olmak da normal olsa gerek. Ama bazen farkında olmadan buna ayrılan vakitler, meraklar haddi aşabiliyor. Üstelik haberdar edilen o ürünler gereksizken bile gerekli hale gelebiliyor insanın dünyasında. Bazen düşünüyorum bundan bir 20 sene öncesine kadar dünyamızda olmayan ve şu yıllarda ihtiyaç listelerimize giren pek çok şey bu tarz dayatmalarla dünyamıza nasıl da geliverdi ve ilk sıralarda yerini çoktan aldı bile. Üstelik bunlardan yiyecek grubuna girenlerin çoğu da sağlığa zararlı maddelerden oluşuyor. Onlar olmadan da hayatımız devam ediyordu bir zamanlar ama şimdi nasıl oldu da onlarsız yapamaz olduk! O da ayrı bir konu…

Geçen eşimin dikkatimi çektiği bir reklamdaki bir detay epey düşündürücüydü. Bir telefon operatörünün bir kampanyası ballandırıla ballandırıla anlatılıyordu. Ekranın altında hızlıca geçen yazıları okuduğumuzda kampanyadan en fazla altı ayda bir, yılda iki kez faydalanabileceği ikazı vardı! Çoğu kampanyada sunulanlar da o kadar sınırlı ki. Ya ürün stoklarla sınırlıdır ve biter, ya indirim denilir ama gerçek fiyat önce bir yükseltilir sonra indirilir bunun adı indirimdir, kaçırılmayacak kampanya olur! Kampanya dediklerinin genelde bir hilesi oluyor maalesef.

Hülâsa insanoğlunun sunduğu kampanyalar işte böyle sınırlı. Ama neyse ki bir de bize sunulan uhrevî kampanyalar var. Onlar hatıra gelince insan birden rahatlıyor.

İşte içinde bulunduğumuz şu mübarek, kutlu günler inanlar için ne büyük kampanya ayları. Hele de bir gün sonra başlayacak olan mübarek Ramazan ayı… Öyle bir kampanya ki insanın iki dünyasını da mâmur ediyor. Bugünlerde yapılan ibadetlerin, hayır hasenâtların karşılığı fazlasıyla var. Hele de bazı gecelerinde vaad edilenler diğer gecelerden binlerce kat fazla olduğunu yüce kitabımızdan öğreniyoruz. Bunların hepsi hak, hepsi doğru. Hilesi, aldatmacası asla olamaz! Rabbim vaadinden asla dönmez. Bunlar bize her zaman özellikle de ebedî yolculukta lazım olacak azıklar…

O halde asıl bu kampanyadan daha fazla istifade edebilmenin yollarına bakmak lazım. Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ Lahikası adlı eserinde “seksen küsur sene ibadetli bir ömr-ü bâkiyi temin eden Ramazan” der. Şu geçici fani dünyadaki kampanyaları kaçırmaktan korkarken bâki bir ömür için neler yapılmaz ki? Bunları kaçırmak ne büyük bir kayıp olur değil mi?
İşte yine Bediüzzaman Hazretleri Mektubat adlı eserinde ne güzel ifade etmiş Ramazan ayının bayram oluşunu:
“O Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, mukteza-yı hikmettir. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, süflî ve hayvanî meşagilden insanları çekmek için oruca emredilecek.”
Talebelerine yazdığı şu mektuptaki duasına binler amin diyorum:
“Seksen küsur sene ibadetli bir ömr-ü bâkiyi temin eden Ramazan-ı Şerifinizi bütün ruh u canımızla tebrik ve her gecesi bir nevi Leyle-i Kadir hükmünde hakkımızda menfaatdar olmasını niyaz ederiz.”