İİKV’nin geçtiğimiz hafta gerçekleşen Akademik Söyleşiler seminerinde Mevlânâ ve Bediüzzaman’a göre ‘insanın değeri’ karşılaştırılmalı olarak incelendi.

Ahi Evran Üniversitesinde görev yapan Doç. Dr. Hüseyin Kurt bu konuda yazdığı tez çalışmasını dinleyicilere ana hatlarıyla sunarken Mevlânâ ve Bediüzzaman’ın yedi yüz yıl farkla yaşamalarına rağmen düşünce ve tefekkür dünyalarının çok yakın olduğunu ve insanı yaratanına yaklaştıran ve ebedi mutluluğa ulaştıran yolları anlatırken benzer metodları kullandıklarına dikkat çekti.

Bu metodlardan birisinin ‘ayna metaforu’ olduğunu söyleyen Kurt, bu konuya Nursi’nin “San’at ve sûretin güzelliği, Sânide güzelleştirmek ve zînetlendirmek isteği mevcûd olduğuna delâlet eder. Güzelleştirmek ve zînetlendirmek sıfatları, Sâniin san’atına olan muhabbetine delâlet eder. Bu muhabbet ise, masnûatın en ekmeli insan olduğuna delildir. Çünkü o muhabbetin mazhar ve medârı insandır” sözleriyle değindi.

Dr. Hüseyin Kurt yine ayna metaforu bağlamında, Nursî’nin insanı mevcudat içerisinde Allah’ın varlığının ve birliğinin en büyük delili olarak gördüğüne temas etti.

Kurt, Mevlânâ’nın metodunu  “Mevlânâ kalbi, bilincin yerleştiği ve insanın tüm varlığının merkezi olan bir yere koyar. Onun tanımıyla kalp, Allah’ın nazargâhı, ilâhî nurun mevkii ve aynasıdır” sözleriyle açıkladı.

Hüseyin Kurt, aklın ve kalbin tanımı konusunda büyük ölçüde Mevlânâ ile Bediüzzaman’ın aynı görüşte olduğunu ve bu ikisinin iman nuruyla birleştirilmesi gerekliliği üzerinde ısrarla durduklarına vurgu yaptı ve “İman olmadan, bu ikisi arasında insan-ı kâmil olmak için zorunlu olan dengeyi tutturmak imkânsızdır. İşte bu nedenle, akıl ve kalp arasındaki uyumun sağlanması, Bediüzzaman’ın temel arzusu olmuştur” dedi.

Said Nursî’nin ve Mevlânâ’nın eserlerinde Kur’an ve hadis-i şeriflerde çokça başvurulan anlatım yollarından biri olan teşbihi anlatıma da çokça başvurduğunu görmekte olduğumuzu dikkat çeken Kurt, bu metodun ifadeyi güçlendirmesi ve güzelleştirmesi bakımından önemli olduğu gibi konunun muhataplarca daha iyi anlaşılmasını sağlamakta olduğunu söyledi.