HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

Kendimi şaşırtmayı denedim bir gün. O bir gün bunu aklıma koymuştum. Elime koluma ip bağlanmış bir kukla gibi hareketlerimin bir başka el tarafından belirlenmesi için bıraktım kendimi. Kapadım gözlerimi, tuttum nefesimi. İpin ucuna bıraktım kendimi.

Bilmiyordum; elim mi, kolum mu yoksa ayağım mı önce atağa geçecekti. Görmüyordum, elimi ya da kolumu atağa geçirecek olan ipin hangi ucuydu. Duymuyordum hiç bir ses, iç sesimle koparmıştım ipleri, vıdı vıdı yapamayacaktı, bu çok iyi.

Rahat mıydım, bilmiyorum. Bu kendimi şaşırtmak için “bıraktığımı, dayandığımı” tanımamla mümkün olurdu sanırım.

Önce korktum. Nasıl olacaktı bu? Hiç bilmediğim bir anda hiç bilmeden ne gelecekti başıma?

Sonra durdum. Zaten hiç kıpırdamayacaktım ki, söz vermiştim bu oyunun başında. Bıraktım yine ipimi elindeki sahibine.

Sonra rahatladım. Derin bir nefes aldım. Kuruntularımdan arınmıştım bir bakıma.

Dayadım sırtımı adeta. Nasıl yaparım’lar yok, ne olacak’lar yok, ya öyle olursa ya böyle yaparsam ne olur sonunda demeler, napıcam şimdi, nasıl oldu nasıl hallederimler yok. Hepsi kalktı bir rafa.

İşin içinden nasıl çıkacağım demeler, bu işi nasıl çözerim’ler, boşu boşuna kendime yüklenmeler, cürmüme bakmadan boyumu aşan işleri üstlenmeler…

Ah ya. Ne rahatmış. Çok sevdim bu oyunu. Yüklerimden kurtulmuş gibi hissettim. Sanki ben kendim devrede olsam ipin ucunu kaçırmış gibi değil miydim ki?

Ne kadar gücüm vardı ki? Kendimi kendime teslim etsem, hangi güçle neyle baş edebilirdim?

Hakeza yaşadıklarım… Tüm çetrefillerim. Çözülmesini bekleyen tüm kördüğümlerim…

Çaremi elimin, kolumun sahibine bırakmak gücü kaynağından almak kendini kendine kukla etmekten kurtulmaktı aslında.

Gücün kaynağından beslenmekti düğümlerin çözülmesinin tek çaresi.

Oh dedim bu ne huzur böyle, ne büyük rahatlık!

Birşeyleri düzeltmeye çalışırken sadece o şeye odaklanıp ipi kördüğüm etmeye son vermek, gücümü elimden, kolumdan, bileğimden aldığımı sanırken teslim olduğum beni şimdiden rahatlattıysa, sırtım en sağlam yerde demekti.

Yaratanımdı dünümün, bugünümün, yarınımın sahibi.

Asıl şaşkınlık kendimin olmayan benim sandıklarıma hâkim olduğumu sanmak olmalıydı.