HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

Ne büyüksün Sen, ne yücesin Rabbim!

Ne renkli Senin eserlerin. Dağda bayırda mis gibi kekiklerin. Kuru toprağından bitme supsulu meyvelerin. Karışık çorak kokulu toprak içinde rengârenk çiçeklerin. Ya o nakış nakış, süslü böceklerin ve tabi her haline, rengine, desenine hayran bırakan kelebeklerin!

Ne çok çeşidi var eserlerinin, ne çok da türleri çeşitlerinin.

Ne merhametli serçelerin; yavrularının tıkanan yuvasını açmak için çabalarına bizleri şahit ederken… Ne sevimli görünüyor her mahlûkun; baykuş yavrusuyla annesinin birbirini arayışını ötüşleriyle gözlemleme imkânına erişmişken.

Dağ yolunda dikenin, dikeninde bitmiş çiçeğin, çiçeklerinde beliren sebzelerin, öyle bir sıcaklamışken yere düşmüş yemişlerin, dutun, kayısın… Dahası, tepeciklerinde uçuracak kadar estirdiğin rüzgârların, gözlere bayram ettiren çayın, ırmağın…

Her nefesinde her zerreme işleyen, temizleyen oksijenin. El değmemiş taşın toprağında biten binbir çeşit şifa deposu bitkilerin. Kokusu daha yeşilinde başlayan domateslerin, kırmızısı yeşilinde saklı karpuzların…

Rahmetin hepimize sonsuz, adaletin sınırsız, bir şeftaliyi kargayla paylaşırken, onun dişlemesinin peşinden biz bitirirken.

Yeşilin gözlere şifa, kuş seslerin kulaklara deva. Suların zaten tadı tuzuyla bir harika.

Rabbim, Sen ne merhametlisin! Bu dünyada görmek derdinde olan gözlere Cenneti böylesi verensen, gerçeğiyle kimbilir nasıl mest edersin!