BİRCAN ERDEN SAYIN

Edebiyat öğretmeni bir arkadaşım, altıncı sınıf öğrencilerine şöyle bir soruya yazılı olarak cevap vermelerini ister:

90 yıl sonraki halinizi nasıl hayal edersiniz?

12 yaşlarında olması gereken çocuklardan bir tanesinin bu soruya cevap olarak yazdıkları, oldukça düşündürücüdür. İşte o çocuğun yazısı:

90 YIL SONRAKİ HALİM

Kendimi 90 yıl sonra mezarın içinde hayal ediyorum.

Sorgu melekleri gelip beni sorguya çekiyor, “Rabbin kim?” diye soruyorlar.

Ben diyorum ki: Allah.

Sonra bana “Peygamberin kim?” diye soruyorlar. Ben de Hz. Muhammed diyorum.

Sonra bana dinimi soruyorlar. Ben de İslâm diyorum.

Sonra bana kitabımı soruyorlar. Ben de Kur’ân-ı Kerim diyorum.

Sonra sağımdan bir pencere açılıyor. Çok güzel bir yer, doyasıya izliyorum.

Kıyamet kopuyor. Sırat köprüsünden kolayca geçiyorum. Galiba Cennete girmişim. Güzel bir köşküm var. Bahçem, çevrem, yiyecekler hepsi çok güzel. Dünya âlemi göz açıp kapayıncaya kadar hepsi biter. Ama burası sonsuz. İyi düşünün ve iyi şeyler yapın…

Olgun yaştaki nice insan ölümü kelime olarak dahi telâffuz etmek istemezken 12 yaşındaki bir çocuk, ölüm gerçeğiyle barışık bir şekilde, kendi kabir hayatını hayal edebiliyor.

Ona bu cesareti veren sır nedir acaba?

Bu soruyu şöyle soracak olursak, cevaba da yaklaşmış oluruz herhalde:

Cennetten daha güzel bir hayal var mı?