Hatice Binnur Avan Demircioğlu

Çocukluğumda çizdiğim resimlerin içinde olmak isterdim hep. İkibuçuk karışıma iki karış gelen bir kâğıtta olmak heyecan verirdi bana niyeyse. Oradaki ağaçlar çok renkli gelirdi, kuşlar bir başka öterdi adeta. Elimi uzatsam güneş yakmazdı sanki. Bulutlar yatağımdi lambam olan güneşin hemen altında. Rüzgâr benimle şakalaşan haliyle geçerken yanımdan; yağmur, bulut olan yatağımda kovayla su dökülmüşcesine beni rüyalarimdan uyandıran…

Sonra yeni bir resim, yeni bir hayal gelirdi sayfalara sırasıyla.. Bazen kalabalık sofralar olurdu resimlerimde. Mutlu yüzler, gülen yüzler… Hemen otururdum yanlarına ve beklerdim kendime de aynı gülümsemeyi, o muhabbeti. Ama nerde? Hiçbirinde bulamazdım, göremezdim aradığım o ruhu. Yerim yoktu o sofrada, o resimde. Bir an önce çıkmalıydım o çerçeveden. Çıkıp kavuşmalıydim asıl ait olduğum resme.

Defter kapandı mı sığamazdım o sayfalara. Sıkışmış olurdum yaprakların arasına. Bu iyi gelirdi bana. Buraların kıymetini anlamama yardımcı olurdu oralar. Resimden çıkınca etrafıma bakmanın bir ihtiyaç olduğunu daha iyi hissederdim. Resimde hayran kaldığım fakat tükenen boya kalemlerimle yaptığım ağaçlar nerde, tonunu hiçbir zaman yakalayamayacağım ve her bakışta yeni bir ayrıntısını fark ettiğim Sani-i Hakîm’in o kusursuz, müzeyyen, süslü ağaçlari nerde?

Evet, bulut yatağım değildi ama oradaydı. Hem de her zaman Yaratanın ihtiyaç anında rahmetini bize gönderdiği, sonra bir daha, sonraki ihtiyac da bir daha olmak üzere…

Rüzgar ise, başıboş da ne demek? Sevk edicisinin takdiriyle bulutlara rota belirleyen…

Güneşin her sabah doğduğunda sıcaklığını düşünüp dehşete kapılacakken, sönmeyen bir lamba olarak bize sunulduğunu bilmek ne kadar heyecan verici!

Ve tabii muhabbet…  İhtiyacını verip bu ihtiyacı en sevimli, en tatlı haliyle adeta kucağında bulduran; anne, baba, kardeş nimetleriyle ihtiyacın olan sevgiyi kalplere sığdıran, sonsuz muhabbete lâyık olana besleyip sevdiklerini O’nun adına sevip ebedîleştirmek.

Ne hoş. Böylesi ne güzel! Durgun gibi görünen herşeyde bir hareket olması, bu harekette düzen ve dengenin de var olması ne mükemmel! Her adım başı yeni bir resim, her resim Yaratan’a götüren bir işaret.