HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU
Evde olmasını istediklerin varsa yanında, dışarısı soğuk da olsa her yer sımsıcaktır sana. Her bir yanında kalbinden bir parça, her odada kalbinden bir köşe. Sen ise bu halde keyiften dört köşe…
Köşedeki mutfaktan gelen ıhlamurun mis kokusu, içeriki odadan gelen babanın Kur’an okuyuşu. Yanında sana her konuda yardım eden kardeş dokunuşu, “Ihlamurlar olmuştur, içelim” diyen anne sesi, yanında kekleri hazır eden marifetli abla nezâketi…
Dışarısı buz gibi, ama evin içi bütün dünyayı ısıtacak gibi.
Tv siyah-beyaz ama hayat sevdiklerinle çok renkli. Ağaçkakan Woody’nin eğlenceli sesi, Lorel Hardy’nin dikkat kestiren ritmik ayak hareketleri. Dikkatinin, içeriden gelen, “Hadi Risale saati” diyen baba sesiyle bölünmesi ve boncuklu düğmesinden belli bir süreyle açılan televizyon saatinin sona ermesi.
Bir kitap getirmek tercihi sana bırakılıyorsa, içerden duysan da duymasan da “Yine Şuâlar’ı getirir kesin” sözlerini, elin niyeyse hep getirecektir Şuâlar Risalesini…
Nurların söyledikleri, anlamını bilmediklerin için lügat kapma hevesi, ara ara gözleri kapananlar için dürtmeler, dikkatini televizyonun kapatılmasıyla sallanan boncuktan baba sesine çevirmeler.
Dışarısı ıssız ama içerisi çok güvenli. Yolun belli, yardımcıların belli…
Pazar kahvaltısının eskimeyen tadı eski kaşar ile en iyi giden şey, kasetçalardan dinlediğin Cevşen sesi. Seni daha bir sarar sarmalar evin içinde olmanın yanı sıra Cevşen’in verdiği güven…
Dışarısı zaman zaman tehlikeli ama içerisi hep emniyetli. Okuduğun belli, öğretilen yol hep en güvenli…
Var mı sobanın közünde pişen patates gibisi? Üzerindeki de mis gibi kestanesi. En önemlisi ise, birlikte hazırlayıp, aynı sofrada paylaşıp aynı duygularla yemek… Her birinin şükür sebebi nimet olduğu bilinci ve bu bilinçteki birliktelik…
Dışarısı belki câzibeli, evet, ama aslında içerisi çok daha cezb edici. Şu da bir gerçek ki, içerisi de zaman zaman dışarıya meyilli. O halde içeri cazibesini hiç yitirmemeli.
Bölünse de, ritmi değişse de, ara verilse de, devam edemese de içerisi, hep içerisi…
Dışarısı içi boşaltılmış heyecanlarla, kopuklukla mahvedici; içerisi hüzün verici kopukluklar olsa da dolu dolu yaşanmışlıklarla geçen dakikaların hatırına ebedîleşeceğini, koptuklarınla kısa bir aradan sonra yeniden kopmamacasına bir araya geleceğini bilmekle hep mest edici…
Dışarısı içerinin verdiği sıcaklıkla buzlarını eritmeye muhtaç, yolundan çıkmış bir iklim sanki – ve içerinin içtenliğiyle yola gelebilmeli…







