ŞEYMA GÜR

Tam kırk sene sonra buluştuk lise yıllarında en yakın olduğum iki arkadaşımla. Büyük organizasyon ve büyük heyecandı üçümüz için de.

Yılların etkisini kendi üzerimizde, an be an yaşadığımız ve sindirerek yol aldığımız için pek de fark edemiyoruz. Ama 17 yaşında bıraktığımız arkadaşlarımızı 40 yıl sonra görmek, zamanın üzerimizdeki etkisini apaçık bildiriyor.

Bu etki sadece fiziksel değil. Elbette yüzümüzde yerleşmiş her bir kırışık, nice yaşanmışlıkların habercisi. Ama asıl şaşırtıcı olan: Biz başka başka insanlar olmuşuz!

Evet o benim kırk sene önce tanıdığım insanın künyesini taşıyor, ama asla aynı insan değil! Ben de değilim! O kalıbın içine seneler adedince ondan / benden bir tane gelmiş, gitmiş, konmuş göçmüş.

Bugün karşımda duran, benim tanıdığım değil. Onda tanıdığım, anılarım. Elimizdeki resimlere bakıyoruz, gülüyoruz, hatırlıyoruz ve o yıllarda geziniyoruz. Bugünkü “biz”le ise yeniden tanışmak gerek…

Seneler sonra gerçekleşen bu buluşma, cisim misafirhanem içinde seneler adedince yaşamış, vefat etmiş, defnedilmiş “ben”ler, âlemler görmeme yol açtı. Her biri aynı âkıbete doğru ilerleyen ve aynı kabre girecek olan, fakat her birinin cürmü ayrı, hayrı ayrı, yaşadıkları, yaptıkları, yapmadıkları ile bir sürü ben!.. An be an değişen, kum çöllerinde her an yeniden yapılan, yıkılan kum tepeleri misali…

İstedim ki bu her bir “ben” kim olursa olsun, iman ehli olarak gelmiş geçmiş olsun. Geçmiş zamanın ipine takılan her bir ânım “Lâ ilahe illâllah” nurunun kandili ile pürnûr olsun.

Ya değilse?

Sonra muazzam bir imkân gördüm: Bugünkü ben, bütün geçmiş “ben”lerim, yıllarım, nefeslerim adına tecdid-i iman edebilir. O yıllara bulaşmış lekeleri istiğfar ile silebilir. O yılların yanlışlarını, bugüne tecrübe suretinde yeniden işlemden geçirebilir. Eksikleri, gedikleri tamamlayabilir.

Ve bu imkân, imtihan salonun ışıkları sönünceye, gayb âleminin perdesi kalkıncaya kadar var!

İmkânlar çok ve çeşitli.

Kırk yıl önceki arkadaşlıklar yeniden canlandırılabilir. Yeniden tanışılabilir. Yeni anılar oluşturulabilir.

Aynen onun gibi, henüz can bedende oldukça her ânım yeni bir başlangıç olabilir ve “Yâ Allah bismillâh” deyip yeniden başlanabilir ve başladım.

Ruhuma âb-ı hayat niyetiyle “Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün resulullah” denilebilir ve dedim.