Fatma Betül Akcan

Anasınıfı çocukları, ittihad etmekte yetişkinleri  geride bırakıyor.

İİKV’nin Yaşayan Tefsir seminerlerinin geçtiğimiz Cumartesi konukları olan, Medeniyet Üniversitesi doktora öğrencilerinden Tûba Türkoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Siyasal bilgiler öğrencisi Sena Çekiç ve Boğaziçi Üniversitesi doktora öğrencisi Merve Gökçe, grup dinamikleri açısından ittihadı masaya yatırdılar.

Konuşmacılar, ittihadın gücünü, davranış bilimciler tarafından yapılan bazı sosyal deneyler üzerinden anlattılar.

Bunlardan, dünyanın farklı yerlerinde, beş yıldan uzun bir sürede, beşyüz insanla tekrarlanan spagetti deneyinde dörder kişilik gruplar oluşturulmuştu. Üst düzey şirket yöneticilerinden, avukatlardan ve bir de anasınıfı öğrencilerinden oluşan gruplardan, spagetti, marshmallow, ip ve bant kullanarak birim zamanda en uzun spagetti kulesini yapmaları  istenmişti. Yapılan bütün denemeler neticesinde, anasınıfı öğrencilerinden oluşan grup, yetişkinlerden açık ara daha başarılı olmuştu.

Türkoğlu, Çekiç ve Gökçe bu sonucu şöyle açıkladılar:

“Anasınıfı öğrencileri hedefe odaklanmışlardı. Yapılan işin prestijini düşünmeden nerede neye ihtiyaç varsa oraya kuvvet vermişlerdi. Kendi konumlarını korumaya çalışmamış, birbirleriyle rekâbetkârâne uğraşmamış, kimin fikrinin kabul gördüğü ile ilgilenmemiş, uzun analizlere girişmemiş, sadece kuleyi yapmaya odaklanmışlardı.”

Konuşmacılar bu sonuçları Bedir zaferi ve Risale-i Nur’un tüm dünyaya mâl olmasındaki başarısı ile karşılaştırdılar ve “İttihadla gayeye yürüyen ve kuvvetlerini ihlastan alan bir topluluğun muvaffakiyeti” olarak izah ettiler.

İttihad eden grupların muvaffak olmasının Allah-ü Teâla’nın bir kanunu olduğunu bildiren konuşmacılar, zerrelerden gezegenlere kadar tüm kâinatın ittihad içinde olduğunu gösteren örnekler verdiler.

Konuşmacılar daha sonra bir başka sosyal deney anlattılar. Bu deneyde, tek tek odalar yerine ortak alana konmuş tek bir kahve makinasının, şirket verimliliğini %20 arttırdığını söylediler. Böylece insanlar daha çok bir arada olabilmiş, daha çok görüş alışverişinde bulunabilmişti.

Konuşmacılar bu noktada  mü’minleri  “Bir vücudun azalarına” benzeten hadis-i şerifi ve “Resullullah’ın (s.a.v) ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayın” buyurduğunu hatırlattılar ve şöyle devam ettiler:

“Cem, yâni toplanmak kökünden gelen câmiler;  yalnızca namaz kılınan yerler değil, mü’minler arasındaki irtibatın kuvvetlendirildiği mekânlardır ve yine cem kökünden gelen cuma namazının ancak cemaatle kılındığında kabul olması da ittihadın önemine işaret eder.”

Sosyal ilişkileri kuvvetlendirecek ibadetlerin bireysel olanlardan daha öncelikli ve faziletli olduğuna şu hadis ile işaret ettiler:

“Allah katında en sevimli insan, insanlara en fazla faydası dokunandır. Yüce Allah’a en sevimli amel; Müslümana ulaştıracağın sevinç yahut onun bir sıkıntısını def etmen veya bir borcunu ödemen yahut da açlığını gidermendir. İhtiyaç içerisindeki mümin kardeşimle yürümem, mescitte bir ay itikaf yapmamdan elbette bana daha hoş gelir.”

Konuşmada ayrıca, her konuda itidalli yaklaşımı tavsiye eden Bediüzzaman’ın Risale-i Nur talebeleri arasında müfritane irtibatı tavsiye ediyor olmasına dikkat çekildi.

Konuşmacıların nazara verdiği bir diğer deneyde, bazı küçük gruplara kasıtlı olarak motivasyonu kırarak performansı düşürmek üzere ajanlar yerleştirilmişti. Sonuçlara bakıldığında grup bütünlüğünü ve performansını koruyabilen grupların, aralarında ittihadı sağlayabilenler olduğu görülmüştü. Bu gruplar, ajanı da grubun bir üyesi olarak görmüş, dışlamamış ve ajanın her enerjiyi her düşürme çabasını yumuşakça engelleyip, nazarları hedefe çevirmeye muvaffak olmuşlardı.

Bu deneyden Uhud muharebesine gönderme yapan konuşmacılar şöyle devam ettiler:

“Uhud Muharebesi’nde istişare sonucunun istediği gibi çıkmamasını bahane eden münafık Abdullah bin Ubey’in  300 kişilik kuvvetini geri çekmesi sahabenin şevkini kırmadı; aksine, sayıca eksilmiş olmaları, onları gâyelerine daha sıkı bağlanmaya teşvik etti. Terkeden askerlerin yerini doldurmak için daha fazla çabaladılar.”

Konuşmacılar, savaşın hemen ardından inen “Onları affet, onların bağışlanmaları için dua et ve işlerinde onlarla istişare et” ayetine dikkat çekerek;

“İstişarenin neticesi olumsuz durumlara yol açmış dahi olsa, mü’minler dâima istişareye devam etmekle yükümlüdür. İttihaddan gelen güç istişareyle alınmış kararlarda da mevcuttur. Ümmetin dalâlet üzerine birleşmeyeceğine dâir olan hadis-i şerif de bunun en büyük kanıtlarındandır. Zira, bireylerin fikirleri ayrı ayrı noksan ya da hatalı olabilirken bir araya geldiğinde hata payı azalır” dediler.