EMİNE EREN

Ramazan fırsat, Ramazan yakınlaşma, Ramazan Rabbinin yakınlığını ruhunda doya doya hissetme hali…

Evindesin, mutfağın bir adım ötede, kim mani olabilir doya doya yemeğini yemene? Fakat öyle değil; Rabbim senden birşey istemiş. Ve biliyorsun, onda ruhun rahatı, bedenin sıhhati ve selâmeti var. El gider mi yiyeceğe?

İşte böyle bir Ramazan akşamı iftara doğru cam kenarında oturmuş bu haleti tefekkür ediyorken İslâm âlemini birbiri ardınca dizilmiş saflar şeklinde düşündüm. Dünyada bütün inananlar Senin emrini bekliyor ve emrin gelmeden bir yudum su bile içmiyor, Ya Rabbi ne büyüksün!

Böyle düşünürken, bir yandan da içimden bir sesin “Neredesin?” diye seslendiğini hissettim derinlerden. Ve o anda annem “Radyoyu aç, iftar programı başlamıştır” diye seslendi.

Kur’ân-ı Kerim meâli okunuyordu radyoda. O anda okunmakta olan âyet meâli de aynen şöyleydi:

“Kullarım sana Beni soracak olurlarsa, Ben çok yakınım.”

Gözyaşlarım sel oldu bu cevap karşısında! “Evet yâ Rabbi,” diye düşündüm, “Sen bu kadar yakın olmasan, bu âlem nasıl yaşanılası olur? Ruhu Cennet için yaratılmış bir varlık nasıl katlanır bu dünya keşmekeşine?”

Evet, bir yıl boyunca ezilip bozulan maneviyatımızı tekrar yaratılış ayarlarına döndürmek için gönderdiğin bir hediyedir Ramazan.

Bedenimizin açlığına karşılık ruhumuzun doyduğu, midemizin ağlamasına karşılık kalbimizin güldüğü bir huzur iklimidir Ramazan.