TUBA GÜVEN

Ben eczacılık okuyorum ve dolayısıyla haftada dokuz saat laboratuvardayım. Laboratuvardaki ögretmenimiz çok ciddî, en ufak hatayı kabul etmeyen, laboratuvardaki sıraları gardiyan gibi gezip teftiş eden, kısacası öğrencilerin “çok hoşlandığı” tarzda bir öğretmen.

Işte o günlerden biriydi.

Laboratuvardaydık ve ağrı kesici bir krem yapmalıydık. Neyse koyulduk işe.

Tabii herkes çok dikkatli, yanlış birşey yapmamak için titizlikle calışıyordu. Yanımdaki arkadaşım arkasına dönmeden bana hafifçe sokularak, “Tuba, öğretmen arkamda mı?” diye sorunca şaşırdım. Sonra da öğretmenin nefesini ensesinde hissettiğini söyledi.

Gülüştük. Fakat “Nefesini ensemde hissediyorum” demesi tuhafıma gitmişti. Kız hata yapmaktan o kadar korkuyordu.

Bu yaşadığım hadise benim kendime ders çıkarmama vesile oldu.

Düşündüm kendi kendime:

Acaba hayatımda yaptığım hatalardan ve günahlardan aynı titizlikle neden kaçamıyorum? Hattâ nasıl oluyor da bazan bile bile hata yapıyorum?

Oysa her anımızı, her fiilimizi, duygumuzu, düşüncelerimizi, hayalimizi, hattâ kalbimizden geçirdiklerimizi işiten, gören, bilen, hem Semî, hem Basîr, hem Alîm bir Rabbimizin olduğunu hepimiz biliyoruz ve buna bütün kalbimizle inanıyoruz.

Fakat bu bilgimizi her an hatırda tutabiliyor muyuz? Her işimizde, her halimizde hatırlayabiliyor muyuz?

Galiba problem burada.