Hatice Binnur Avan Demircioğlu
Balkondan bakan iki yeşil göz. Sandalyesinde oturur, kafamı kaldırdığımda  bulutların altından bakan gözleri hep içimi açardı.
“Nasılsın Güngör Teyze” dediğimde “çok şükür, hava alayım biraz diye çıktım” deyişi… Sokaktan her geçişimde Allah’ın selamını almama ve vermeme sebep olan teyzem.
Kimi gün bulutların arasında gördüğüm iki yeşil gözlü teyzem balkonundan karışıverirdi sokağın bir köşesine.
“Nasılsın Güngör Teyze” dediğimde, “otur otur sıkıldım, biraz ayaklarım açılsın diye yürüyeyim dedim” diyen yeşil gözlü  teyzem…
Senelerdir tanırım. Arkasından konuştuğumuz yegane şey: “Gıybet etmeyi hiç sevmez, yanında konuşulursa da konuşanı susturur ne güzel bir şeye vesile olur”dan ibaretti.
Şekeri vardı yeşil akide şekeri gibi gözleri olan Güngör Teyzenin. Bundan birkaç ay önce gelmişti evime. Açılsın ayaklarım dediği ayakları durmuştu evin merdiveninin bir köşesinde, eli yüreğinde, nefes nefese… Kahve içtik şekeri olduğu için korka çekine getirdiğim kuru dut eşliğinde.
Yeşil gözlü teyze iki adımda bir kalsa da nefes nefese, hiç ihmal etmeden giderdi senelerdir gittiği dini sohbetler yapılan her hafta katıldığı derslere…
Belki de o bulutlarla karıştığı balkonunda okurdu Kur’an-ı’nı bilmem ki, kim okumak için yahut tesbih için ne dağıtırsa hep dahil olur, hissesi hep olurdu.
Ramazan’ın beşinci günü üzdü bizi. Kalbi sıkışmış diye duyduk. Dört gün bekleyiş, şifa ayetlerini okuttu bize. Yine bir ibadete vesile…
Durmuş kalbi.
O yeşil gözleri artık bulutların altında değil belki de tam oradaydı.
Ramazan hatmi almıştı yine her seneki gibi. Kur’an’ında işaretli yere baktığımızda kaldığı yer 5 gün ilerisiydi.
Hissesini son gününe kadar tamamlamışta öyle yummuş gözlerini.
Şimdi yeşil gözlü balkonun sahibi yeşil gözlerini yeşilin hiç görmediğimiz, bilmediğimiz tonlarına açtı inşallah. Biz senden razıyız yeşil gözlü teyzem. Balkonun da şahit… Bulutlara eşlik ederken bakışlarınla selamını yine alacağım, köşe başında yine içimden sana vereceğim selamımı ve biliyorum inanıyorum sen de hep alacaksın…