EMİNE DEMİRTAŞ SİRKECİOĞLU
Birkaç gün önce dikkatimi çeken bir haberde, “Fransa’da, aralıksız gece ve gündüz iki ay boyunca uyuyan insanlara 62 bin lira verilecek” deniyordu. Haberin altında ise “Neredeymiş bu, gidip uyuyalım bir güzel” diyenden tutun da, “Üzerine para veririm arkadaş, yeter ki uyutsunlar” diyenlere kadar hemen her türlü yorum sıralanmıştı.
İki ay hiç uyanmamayı hayal ettim. Bütün sorumluluklarımı düşündüm. Hepsini iki ay için rafa kaldırabilirim dedim içimden. Sonra bu sorumlulukların “dünyalık” olanlar olduğunu fark etmem çok vaktimi almadı.
Beni günde beş kez huzuruna çağıran Rabbim nasıl bakar buna dedim ardından. Beş vakit arasında bana kendini, bana beni anlatan o Rahmân’ı düşündüm. Doğrudan şahsıma yaptığı ihsan, ikram ve nimetleri düşündüm. Rahîmiyetini düşündükçe mahcubiyetim arttı.
Kâinatı ve herşeyi kudret elinde tutan, yücelik ve mükemmelliğini tartacak cihaz hiçbir varlığın sinesinde bulunmayan, kudreti ve hakimiyeti karşısında durabilecek hiçbir şeyin varlık sahnesine çıkma ihtimali olmayan bir Zat, bana diyor ki:
Seni insan olarak, bu akıl, kalb ve lâtifelerle donattım. Kendinle birlikte bütün herşeyi anlayacak, tartacak ve hüküm verecek kabiliyetleri sana verdim. Seni anne kucağından âlâ bir âlemde, beşikteki bir bebek gibi büyüttüm, gözünü kendi gözünden sakınan bir annenin kucağına yerleştirdim.
Ve huzuruma rahmetimle kabul ettim.
Yolumu, vüsulümü Habibime tarif, sana talim ettirdim.
Sen neredesin?
Yaşamak telâşı diye birden bine çıkardığın bütün meşguliyetlerin seni bu huzurdan men ettiği yetmiyormuş gibi, bir de bu aklı, kalbi ve duyguları kendi elinle mi uyutacaksın?
Kâinat, bütün unsurları ve sekenesiyle; dünya, bütün dağları, taşları, nehirleri, damlaları, hayvanları, bitkileri ve bütün sakinleriyle; insanlar, bütün azaları, organları, manevi haysiyetleriyle; âlem bütün melekleri ve ruhanî varlıklarıyla Rabbinin yaratılış mucizelerine her an şahitlik ediyor.
“Yapan ancak Sensin. Yapılanlar ancak Senin Rahmâniyetinin, Rahîmiyetinin bir eseridir yâ Ehad” derken, Bismillâh’ı en aşikâr şekilde yaşıyorlar. Rahmetin anahtarını ellerine almış, rahmet hazinesinin çeşmelerinden kana kana içiyorlar. Varlıkları o ışıltıya birer ayna olup o rahmet pırlantasıyla bir daha parlıyorlar.
Bismillâhirrahmânirrahîm diyor, Sübhanallah, Allahuekber, Elhamdülillâh söylüyorlar.
Sen neredesin?
…
Biliyor musun?
Bu sözler en çok senin diline yakışıyor.
Ve aslında bütün benliğin seni bu sözlerle o huzura çağırıyor.
Duyuyor musun?







