BİRCAN ERDEN SAYIN
Son zamanlarda dikkatimi çeken adeta sloganlaşan bir ifade: Sınırsızlık… Dikkat ettim de meğer ne çok sınırsızlık reklamları varmış:
Sınırsız çay,
Sınırsız içecek,
Sınırsız kahvaltı,
Sınırsız konuşma,
Sınırsız eğlence,
Sınırsız internet,
Sınırsız tatil,
Sınırsız seçenekler…
Daha akla gelmeyecek nice sınırsızlıklar…
Hep sınırsızlıktan söz ediliyor da nasıl olacak bu? Çaylar sınırsızdı ama gün bitti. Hem ne kadar içebilirdim ki?
Sınırsız kahvaltı mı ama benim midem sınırlı. İki kat para ödeyip de normal menüden almamak iyi bir tercih değilmiş. Normal menüdekilerin bile hepsini yemek mümkün değilmiş meğer.
Telefon konuşması sınırsızdı, ama benim çok işim var, gün boyu telefonda konuşamam ki.
Hay Allah, internet kotam olduğu gibi duruyor, ama ömrüm geçiyor. O da sınırlı.
Çok seviyorum ama çok… Sınırsız sevgi dedikleri şey galiba işte bu…
Hasılı istekler sınırsız, duygular sınırsız. Yok, yok, bu sınırsız dedikleri şeylerin hiçbiri bu sınırlı dünyaya sığmıyor, sığacak gibi de değil. Demek ki kandırılıyorum. Bu duyguları kontrol altına alacak bir güç olmalı. Vakit kaybetmeden ebedî alemdeki sınırsızlıkları tadabilmek için “Ya Baki entel-Baki” diyerek bu sınırlı dünyadaki sınırlı vakitleri Yaratanımın emirleri doğrultusunda geçirmeliyim. Ne için gönderildiysem ona hizmet etmeliyim. Sınırsızlık, ancak sınırlı olmayan, ebedi bir âlemde olur.






