BİRCAN ERDEN SAYIN

Uzun zamandır Rabbimin kelâmını okurken şu âyetler dikkatimi çekiyor. Hele Kur’ân ayı olan Ramazan’da bu âyetler insana daha bir başka hitap ediyor sanki.

Yusuf Sûresi 64. âyet:

 فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

“En iyi koruyucu Allah’tır; ve O merhametlilerin en merhametlisidir.”

Korkularımızın çok büyük olmasına gerek yok. Bazen ufak bir aksaklık bile insanın psikolojisini olumsuz yönde etkilemeye yeter de artar: tıpkı kendi dünyamda yaşadığım gibi. Boynumdaki rahatsızlıktan dolayı ara ara düz yolda yürürken bileğimin burkulup yere düşmelerim zamanla bunun sürekli olacağı endişesine sebep olmuştu. Sebepler dairesinde doktora da gitmiştim. Bu âyeti hatırlayıp okuyarak bu endişeden kurtulmak ne de kolay bir tedaviymiş. Beni koruyacak olan O idi. Hem o çok merhametliydi, merhametlilerin en merhametlisiydi.

Bu âyeti en çok da çocuğunu korumak için endişelenip vesveseye düşen annelere hatırlatasım gelir. İnsanın kendi çocuğu da olsa tam mânâsıyla korumaya gücü yetmeyebilir. Gözünün içine baktığımız küçücük çocuğumuz olmadık bir hareketle canını nasıl da yakar, içimizi acıtır. En iyi çare

فَاللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ âyetini okuyarak dua etmek…

Cuma Sûresi 11. âyet:

 وَاللَّهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

Allah en hayırlı rızık vericidir.

Her insan zaman zaman rızık endişesi yaşayabilir. Ama bir tanıdığım var ki düşünceleriyle bana hep bu âyeti hatırlatır. Kendisi Almanya’ya ilk giden işçilerdendir. “Almanya olmazsa ne yapardık, nasıl yaşardık?” der durur. Bu konuşmalar beni çok üzer. Oysa âyet ne güzel açıklıyor: En hayırlı rızkı veren Allah, Almanya değil ki! Anlatmaya çalıştım, ama yine de Almanya unsuru o kişinin dünyasında önemini korumaya devam ediyor. Hakikati görmesi için duadan başka yapacak bir şey yok.

Âl-i İmran Sûresi 150. âyet:

وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِرِينَ

O yardımcıların en hayırlısıdır.

İnsan bazen yardım etmek isteyen dostları olduğu halde şartlar gereği yalnız kalır. Biliyorum ki o dostum şartları elverse koşarak yardımıma gelecek. Ya da yardım eder, ama zamanla yaptığı o yardımın karşılığında insanı minnet altına alabilir. İşte o zaman yardım edilen çok kırılıyor, üzülüyor. Rabbim ise her zaman, her yerde her şartta yardım eder. Hiçbir şey Onun yardımına mani olamaz. Hem de yardımı tüm yardımların en hayırlısıdır.

Âl-i İmran Sûresi 54. âyet:

 وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ

Allah, tuzak kuranların (hileyi hile ile cezalandıranların) en hayırlısıdır.

Bize tuzak kuranlara karşı bu âyetten daha güçlü bir dayanak olabilir mi? Yaptıkları kötülükler elbette cezasız kalmayacaktır.

Yunus Sûresi 109. âyet:

 وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ

O hükmedenlerin en hayırlısıdır.

Razı olmasak da hakkımızda bazı kararlar alınır. Ama kanundur, mecburen uyarız. Oysa Rabbimin kanunları ve hükümleri bizim için en hayırlısıdır. İtiraz edilecek yeri yoktur. Çünkü O bizi bizden daha ziyade bilir ve düşünür.

Benzer daha pek çok âyet var.

Bu âyetleri bu şekilde okumak öyle bir huzur ve de güven veriyor ki tüm endişeleri, tasaları hafifletiyor. İnsanoğlu kusurlu ve eksiktir, her şeye gücü yetmez. O halde Rabbimizin himayesine dayanmaktan daha güzel bir çözüm olabilir mi?

İşte, Kur’ân-ı Kerîm’in en büyük istinat noktamız ve medar-ı tesellimiz olduğunu bir kez daha yakinen anladım. Ondan daha çok istifade edebilme duasıyla.