KEVSER DEMİREL

İİKV’de bu hafta “Kur’an’la Yaşamak” seminerine katılanlar, “duanın engin yolculuklarında” unutulmayacak bir seyahate çıktılar.

Seyahatin kaptanı, Harran Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe idi.

“Kur’an-ı Kerimde Dua” başlıklı seminerinde, Gökçe “İnsana çalıştığının karşılığı vardır” meâlindeki ayeti öne sürerek duayı lüzumsuz göstermeye çalışanlar olduğunu, ama Allah’ın “Dua edin cevap vereyim” buyurarak dua etmeyi öğrettiğini, ayrıca Mü’min sûresindeki bu âyetin devamında da böbürlenerek ibadet etmekten kaçanların Cehenneme zelil olarak gireceğini bilhassa dikkat çekmekle duaya ibadet mânâsı yüklediğini söyledi.

Cüneyt Gökçe, en güzel duaların Kur’ân’da olduğunu, Kur’ân’ın aynı zamanda bir dua kitabı olduğuna Bediüzzaman’ın dikkat çektiğini bildirdi ve “Hz. Üstadın dua dünyamızı Kur’ân bağlantılı ördüğünü görüyoruz” dedi. Gökçe Allah’a güzel isimleri ile hitap edip, samimiyet ve tevekkülle sessizce yakarmanın, duanın âdâbından olduğunu söyledi.

Gökçe sevginin ve ilginin önemini izah eden bir araştırmadan bahsetti. Bu araştırmada aynı bahçeye dikilen iki fidandan birisi bahçıvandan ilgi ve sevgi görmüş, diğeri ise sadece beslenmişti. Neticede sevgiyle büyütülen fidanın meyvelerinin daha iri, daha parlak ve daha besleyici olduğu, hatta hep bahçevanın geldiği yöne doğru eğildiği gözlemlenmişti. İnsanın uzaklardaki sevdiklerine dua ile dokunabileceğini söyleyen Gökçe, “Gülümseyen bir dostun yüzünü görmek kışı bahara çevirebilir” dedi.

“Ya Rabbi, girdiği yere ışık ve hayat götüren insanların sayısını arttır” diye dua etmemiz gerektiğini bildiren Gökçe “Dua insanı hakikî bir insan yapar. İlâhî bir sırrı paylaştırır, hiç tanımadıklarımızla sırdaş eder. Herkesi, herşeyi birbirine dua bağlıyor” dedi.

Duanın hiç bilinmeyen ve görülmeyen yolculukları olduğunu söyleyen Gökçe şöyle devam etti:

“Hiç kimsenin tahmin edemeyeceği engin yolculuklardır bunlar. Dua gizemli bir yolculuktur. Bazen dilinizden dökülen o kelimelerin göklere yükselişini hayran hayran seyredebilirsiniz. Dualar Allah katına yükselirken bizi de yükseltir, hissedersiniz.”

Gökçe, “Söz uçar yazı kalır” sözüne atıfla “Söz de uçmuyor” dedi. “Kayıt altına alınıyor ve günün birinde mutlaka bir yerde karşımıza çıkıyor. Dualar hiçbir zaman boşa gitmez. Başka birisi için dua ettiğiniz vakit en yüce bir müşterekliği yaşamış olursunuz. Duadaki müştereklik büyük bir haz verir.”

Gökçe, Araplarda evlâdı ile künye edinme geleneğini anlattıktan sonra Allah’ın kendisini insanların Rabbi” diye tanıttığını söyledi.

“Dua eşyanın hakikatine yaklaştırıyor, Allah ile bağlıyor” diyen Cüneyt Gökçe’nin dua hakkında söylediklerinden bazıları şöyle:

  • Dua, bir kapı çalmadır, dergâha sığınmadır, Yüce Yaratıcıyla bir buluşmadır.
  • Dua, kulun kendi durumunu Allah’a arz etmesidir.
  • Dua, kalbin zekâsı, aklın cilâsıdır.
  • Dua Allah’ı yardıma çağırmaktır, dilekte bulunmaktır, yakarmaktır.
  • Dua, küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya, âciz olandan güçlü olana doğru meydana gelen samimi ve içten bir istektir.
  • Dua Allah’a muhatap olmaktır.
  • Dua kulun Rabbine açılmasıdır.
  • Dua bir pusuladır. Allah’a açılan kapıyı gösteren, elçisine yönelten bir pusuladır.
  • Dua kulluğun özü, ibadetin özüdür.
  • Dua, Yaratıcıya sunulan tek geçerli akçedir.
  • Dua, Allah’a samimiyetle inanmanın, Onun gaybî yardımına güvenmenin bir göstergesidir.
  • Dua, boş sözden kaçınmanın en güzel yoludur
  • Dua, İlâhî nimetlere karşı hayranlığını belirtmektir.
  • Dua, Yaratıcının yüceliğinden daha yüce bir şey olmadığını kabullenişin göstergesidir.
  • Dua, Allah’tan bağımsız kendi kendine işleyen bir alem tasavvurunu yok eder.
  • Dua, nimetleri idrak etmenin adıdır.
  • Dua, sırr-ı azîm-i ubudiyettir.
  • Dua, ubudiyetin ruhudur.