ŞEYMA GÜR

Yapmayın böyle!

Ramazanın hürmetini kırmayın!

Bakın bu büyük bir fırsat,  geldi, geçiyor, kaçırmayın!

Görmüyor musunuz rahmet yağıyor, bereket yağıyor, mağfiret yağıyor, inâyet-i İlâhiye yağıyor sağanak sağanak… Kabınızı tutun, elinizi açın, nasipsiz kalmayın!

Üzülüyorum sizin için, neler kaçırıyorsunuz…

Bir dakika durup düşünün; neden bunca insan aç susuz bırakıyorlar kendilerini? Nereden geliyor bu emir?

Kimdir o emrin sahibi?

Dinleyin dünya mescid-i kebirinin her köşesinde Onun kelâm-ı ezelisi  Kur’ân okunuyor. Rabbimiz bizi neye çağırıyor?

Bize değer veriyor, hitap ediyor, insan gibi insan olmaya çağırıyor.

Bu dünyada kerim bir misafir nasıl olunur, bildiriyor, kıymetinizi düşürmeyin!

Şu güzel dünyada  en güzel, en zararsız, en istifadeli nasıl yaşanır, bu dünya ne işe yarar, öğretiyor. Zira dünya da, ötesi de O’nun, O biliyor, bildiriyor.

Ama asıl… asıl… bu dünyayı da güzel kılan, anlamına anlam katan âhiret yurdundan haber veriyor ki ister istemez gideceğiz, gidiyoruz durmamacasına… Görmüyor musunuz zaman nasıl akıyor?

O ebedî  ve kalıcı memlekete selâmetle nasıl gidilir, orada güzel karşılanmak neyle mümkün, söylüyor.

Saadet mi istiyorsunuz, formülünü veriyor.

Âlemlerin Rabbinin huzuruna nasıl varılır, huzûra girmenin  âdâbı nedir,  elçisi, Efendimiz, Peygamberimizle gösteriyor görün, bildiriyor, dinleyin!

Sağır gibi davranmayın!

Bu hitap size!

Hepimize!

Duymazdan gelmeyin, yazık etmeyin kendinize!

Sizler benim komşum, arkadaşım,  kardeşim, evlâdım, vatandaşım, hemcinsimsiniz, nasıl üzülmem bu lâkaydlığınıza?

Siz de kendinize üzülün birazcık ne olur!

Ramazan bu!  Kullar istiyor sınırsızca, Rahman veriyor hesapsızca, isteyin, ne duruyorsunuz?

1 YORUM