Sana kitabı indiren de Odur. O kitaptan bir kısmı muhkem âyetlerdir ki, onlar kitabın anasıdır; diğer bir kısmı da müteşabihattır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak için müteşabih olanın peşine takılır da onu kendince yorumlamaya uğraşır. [1] Oysa onların kesin yorumunu Allah’tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise, “Biz ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır” derler. Fakat bunu ancak selim akıl sahipleri düşünüp anlar.

Âl-i İmrân, 3:7

[1] Muhkem âyetler, anlamı açık ve kesin olan âyetlerdir; bunların anlaşılmasında tereddüt olmaz: Allah’tan başka tanrı yoktur; Onun hiçbir benzeri yoktur; Onun kudreti herşeye yeter gibi. Müteşabih âyetler ise, çoğunlukla bir benzetme içeren ve, başka bir delil ışığında ele alınmadığı takdirde, yanlış yorumlanabilecek olan âyetlerdir: “Allah’ın eli,” “Allah’ın tahtı” gibi deyimler içeren âyetler bu gruba girer. Bu tür âyetler, zihinlerimizin kavrayamayacağı yüce ve soyut meseleleri bizim anlayabileceğimiz şeylerle açıklayan âyetlerdir; eğer onları “kitabın anası” olan muhkem âyetlerin ışığında ele alacak olursak, bize anlatılan şeyi çözmekte zorlanmayız. Ancak dünya imtihan dünyasıdır; hakkı arayan ruhlar Kur’ân ile aradıklarını nasıl buluyorlarsa, fitne arayanlar da aynı kaynakta kendi cezalarını bulurlar ki, bunun bir yolu da müteşabih âyetlere tutunup onlarla oyalanmaktır. Kur’ân, bizi bu tür kalp eğriliklerine karşı uyarmaktadır.